TB<>UT PROJESİ

TOPLUMSAL BARIŞ < > UYGAR TÜRKİYE ( TB < > UT ) Projesi

Genel Tanıtım

TÜRKİYECİ ( ORTAK vatanımızı, milletimizi, değerlerimizi, çıkarlarımızı ve geleceğimizi koruyup geliştiren bir düşünce ve eylem akımı, bir yaşam tarzı. Bir şemsiye kavram ; Vatanseverlik + Irkçı olmayan Milliyetçilik ). YENİLİKÇİ. Türkiye için her zaman yaşamsal önemde ; Milli krizleri önleyici ve çözücü.Akılcı, yapıcı ve kalıcı. Partilerden, İdeolojik, Etnik ve Dini gruplardan BAĞIMSIZ. Ama, o gruplarla, Kamusal ve Özel Kurumlarla ve STK'larla işbirliğine açık. EŞİT VATANDAŞLIK çerçevesinde AYRIMCILIK ve AYRICALIK içermeyen. Bütün vatandaşları kucaklayan, onları şiddetten uzak durmaya ve UYGAR TÜRKİYE için Önyargısız İletişim+Uzlaşma+İşbirliği ( İUİ )’ne davet eden. BARIŞÇI bir Sivil Toplum ve Sosyal Sorumluluk Projesi ; www.uygarturkiye.org

BU PROJE NE ZAMAN ve NEDEN GELİŞTİRİLDİ ? BUGÜN DE GEREKLİ Mİ ?

TOPLUMSAL BARIŞ<>UYGAR TÜRKİYE ( TB<>UT ) projesini başlattığımız 2009’da Güneydoğu Anadolu’da yaşanan “Kardeş Kavgası” tüm vatandaşları üzüyordu. Ama, hiçbir kamusal veya özel kurumun elinde “Toplumsal Barış”ı sağlayacak bir proje yoktu. Aradan geçen yıllardan sonra bugün de -kamuoyu ile paylaşılmış ve vatandaşların çoğunluğunun aklına yatan- bir proje hiçbir kurumun elinde yok. Ayrıca, millet olarak Güneydoğu Anadolu’da yaşadığımız çok yönlü, çok büyük ve çok acı kayıplarımız da artarak devam ediyor. Dolayısıyla, gerçekçi, akılcı, yapıcı ve birleştirici yaklaşımlarla tüm vatandaşları kucaklayan ve onları Toplumsal Barış için İletişim+Uzlaşma+İşbirliği kurmaya davet eden TB<>UT projemize duyulan gereksinim de artarak devam ediyor.

TB<>UT PROJESİNİN KISA, ORTA ve UZUN VADELİ HEDEFLERİ NELERDİR ?

Kısa vadede, toplumun kavgalı kesimlerinin barıştırılması ile “Toplumsal Barış”ın sağlanması hedefleniyor ( Bu aşamada, tüm vatandaşlar "ORTAK Değerlerimiz, Çıkarlarımız ve Geleceğimiz" konularında bilgilendirilip bilinçlendirilecek ). Orta vadede, "Toplumsal Yaralar"ın sarılması ile vatandaşların kaynaştırılması, Uzun vadede ise, yaşam ve alt yapı standartları sürekli olarak iyileşen bir ülke, kısacası, “Uygar Türkiye ( UT )" hedefleniyor.

TB<>UT PROJESİ İLE TOPLUMA HANGİ ANA MESAJLAR VERİLİYOR ?

Türkiye’nin 2009’daki ( 2013’de pek farklı olmayan ) durumu şöyle özetlenebilir; Yıllar boyu yaşanan olaylar milletimizi ve vatanımızı bölünmenin eşiğine getirmişken, çok az sayıda bölücü bir grubun sesi çok çıkarken, toplumun çok büyük bir kısmının sesi pek çıkmıyordu. Ortada bu tehlikeli gidişi durduracak, “Toplumsal Barış”ı sağlayacak bir proje yoktu. Hükümetin 2009’da başlattığı “Demokratik Açılım” süreci de ( başlangıçta, yanlış bir sunuş ile “Kürt Açılımı” denilmişti … ) bekleneni vermemişti. Neticede, oluşan risklerden endişe duyan bizler, ilgililere aşağıdaki mesajları vermeye başladık :
A ) Hükümete : Temelinde “Vatandaşlık Tanımı ve Hakları”nın yattığı “Toplumsal Barış Sorunu” sadece Kürt kökenlilerin değil, tüm vatandaşların sorunudur. Bu “Milli Sorun”un neden olduğu “Kardeş Kavgası” yeni çağdaş demokratik hak ve özgürlüklerin tüm Türk vatandaşlarına eşit olarak kazandırılması ile sonlandırılabilir. Ana Mesaj :

Eşitlik için Evet, Ayrıcalık için Hayır ! …

“Toplumsal Barış Sorunu”nu çözmek üzere yola çıkarken ve Kürt kökenli, Alevi ve Azınlık vatandaşlarımızın sıkıntılarını gidermeye çalışırken kantarın topuzuna hakim olmak gerekir. Bu süreçte söz konusu vatandaşlara ayrıcalıklar vermek çok yanlış olur. Böyle bir gelişme toplumun diğer kesimlerini çok huzursuz eder.

B ) Tüm Türk Vatandaşlarına :Hepimiz aynı gemideyiz. Bu gemiyi batırmadan yola devam edebilmek ve vatanımız üzerinde yüzyıllardır süregelen emperyalist “Böl-Yönet” saldırılarına engel olabilmek için “Toplumsal Barış”ı sağlamalıyız ( 20. Yüzyıldaki saldırılar için, Bkz . Türkiye’de Komplolar ve Provokasyonlar Tarihi, Atilla Akar, Profil - 2012 ). Bu cennet vatanda doğmuş olmak hayatımızın en büyük şansı olduğu gibi, bu saygın milletin bir bireyi olmanın da en fazla gurur duymamız gereken ortak kimlik unsurumuz olduğunun bilincine erişmeli ve o bilinci canlı tutmalıyız.

C ) Kürt Kökenli, Alevi ve Resmi Azınlık Statüsündeki Vatandaşlara :Toplumun büyük bir bölümü yıllar boyu yaşadığınız sıkıntıları öğrendi ve üzüntü duydu. Bu sıkıntıların ortadan kaldırılması için devlet samimi bir çaba ile çok önemli adımlar attı ve yeni adımlar için de çalışıyor. Şimdi, bu sürece sizler de -kanaat önderlerinizin liderliğinde- yapıcı ve barışçı katkılarda bulunun ki, “Sürdürülebilir Birliktelik” ortamını el birliği ile sağlayalım.

D ) Diğer Türk Vatandaşlarına :“Toplumsal Barış” sorunları sadece askeri yaklaşımlarla çözülemez. Vatandaşların demokratik, etnik ve dini sıkıntıları çok yönlü projelerle giderilmeden ve onların kafaları ve gönülleri kazanılmadan uygulanacak askeri yaklaşımlar bir kısım vatandaşlarımızı devletten iyice soğutur ve bölücülerin kucaklarına iter. Dolayısıyla, “Sürdürülebilir Birliktelik” için tepkisel davranışlardan kaçınmalıyız.

SÜRDÜRÜLEBİLİR BİRLİKTELİK için VERİLEN “TÜRKİYECİ” MESAJLAR

A ) Ortak gemimize ( Vatanımız ), işletim sistemine ( Devlet ) ve yolcularına ( Vatandaşlar ) sahip çıkmalıyız ki beraberce yola devam edebilelim.
B ) Birlikten güç doğar: Bir elin nesi var ? İki elin sesi, kaynaşmış milletin gücü var.
C ) Güçlü bir birliktelik için Toplumun Ortak Değerlerini ( Tarihsel, Sosyal, Kültürel ) anlamalı ve saygı duymalıyız. Toplumun geniş kesimlerinin sevdiği, inandığı ve saygı duyduğu “Toplum Çimentoları”na ( Toplumu bir arada tutan, kaynaştıran unsurlar ) hep beraber sahip çıkmalıyız. “Toplum Çimentoları” üç gruba ayrılabilir :
1 ) Beş Temel Değer : ORTAK Vatan, Millet, Bayrak, Resmi Dil ve Tekil Devlet.
2 ) Sevilen, sayılan ve gurur duyulan tarihi ve çağdaş önderler ile toplumsal başarılar : Mevlana, Yunus Emre, Şeyh Edebali, Fatih, Mimar Sinan, Atatürk, Yaşar Doğu, Cahit Arf…, Malazgirt, Çaldıran, Çanakkale ve Kurtuluş savaşları…
3 ) Manevi ve Kültürel Değerler : İnanılan Dinler, Ahlak Kuralları, Gelenekler, Folklorik Değerler, Sanatsal Seçimler, Yaşam Tarzları,… “Sürdürülebilir Birliktelik” için, toplumun tüm bireylerinin -ortaklaşa sahip oldukları- beş temel değeri benimseyip korumaları gerekir ( 5 TEMEL İlkesi ). İkinci ve üçüncü gruptaki toplumsal değerlerin benimsenmesi toplumun çeşitli kesimlerinde az ya da çok farklılıklar gösterebilir. Bir kısmını kendimiz benimsemesek bile, toplumun geniş ama farklı kesimlerince benimsenen bu değerlere de -birlikte yaşamanın gereği olarak- “Sosyal Sorumluluk Bilinci” ile yaklaşmalıyız. Onlara da saygı duyup sahip çıkmalıyız ki, toplumun tüm kesimleri kendi içlerinde ve diğer toplum kesimleri ile barış içinde bir arada yaşayabilsinler. Neticede, toplumun tümü “Sürdürülebilir Birliktelik” ortamına kavuşabilsin ki, bir millet olarak kaynaşabilmemiz için gereken şartlar oluşsun. Örneğin, Vatandaşın etnik veya dini kimliklerine dil uzatmak ile Atatürk’e saygısızlık etmek geniş vatandaş kesimlerini rahatsız eder ve “Sürdürülebilir Birliktelik” hedefimize ulaşmamızı zorlaştırır.
Not : 20. yüzyılın liderleri arasında 21. Yüzyılda da evrensel ölçekte saygınlığını koruyan tek lider olan Atatürk ile hepimiz gurur duyabiliriz.
Ref. Dünya Düşünürleri Gözüyle Atatürk ve Cumhuriyeti, Prof.Dr. Özer Ozankaya, İş Bankası Kültür Yayınları - 2012 ( 20. yüzyılın sonunda 43 düşünür ile söyleşiler ).
Bkz. Internet ; FDL Book Salon Welcomes Arnold Ludwig, King of the Mountain : The Nature of Political Leadership. Prof.Dr.A.Ludwig’in 20. Yüzyılın 377 lideri arasında yaptığı çok yönlü araştırmada Atatürk 33 puan üzerinden 31 puan alan tek lider olarak 1. seçilmiştir ( 2010 ). Bkz. Internet kaynağındaki liste. “Toplumsal Barış”ı sadece Güneydoğu Anadolu’da hedeflemek ve sağlamak yetmez. Toplumun -iletişim ve empati kopukluğu nedeniyle kamplaşmış olan- tüm kesimlerinin de “Barışma”larını sağlayabilmeliyiz ; “BARIŞ için BARIŞALIM” Bugün devletimiz Kürt kökenli, Alevi, Dindar ve Azınlık olan vatandaşlarımızın sıkıntılarını gidermek ( onlarla barışmak ) için çözümler üretmeye çalışırken, onların da bu “Barışma” sürecine yardımcı olmaları gerekir. “Atatürk” konusunda da hepimiz aynı duyarlılığı göstermeliyiz : Bazı uygulamaları nedeniyle O’na kırgın olan vatandaşlarımız da, O’nun çok sayıda uygulaması sayesinde bugün bağımsız ve çağdaş bir ülkenin özgür vatandaşları olduğumuzu hatırlamalılar. Atatürk’ün ölümünden sonra yapılan bir çok hatalı uygulamada da O’nun adının paravan olarak kullanıldığını fark ederek, artık bu çok değerli toplum çimentomuz ile “Barışma”larında büyük yarar var.

Not-1 : “Sürdürülebilir Birliktelik ve Kalkınma” için “Toplumsal Barış”ı sağlanmalı. Ama, uygarca yaklaşımlar geliştirilmezse toplumsal barış sağlanamaz. Dolayısıyla, projemize "TOPLUMSAL BARIŞ < > UYGAR TÜRKİYE ( TB<>UT )" adını verdik.
Not-2 : TB<>UT Projesinin amacı, tüm vatandaşları birbirleriyle bağımlı olan hedeflerimiz ( Toplumsal Barış ve Uygar Türkiye ) hakkında bilinçlendirerek, yurt çapında bir “Toplumsal Bilinçlenme ve Kalkınma Seferberliği”ni tetiklemektir.
Not-3 : Son dönemde yaşadığımız sıkıntıların temelinde, tüm vatandaşların kabul edeceği bir “Milli İlke”mizin ve hepimizi heyecanlandıracak bir “Milli Hedef”imizin olmaması yatıyor.
Not-4 : Biz, “Milli İlke” olarak, “Sürdürülebilir Birliktelik” için gereken, “5 TEMEL İlkesi”ni öneriyoruz; ORTAK Vatan, Millet, Tekil Devlet, Bayrak ve Resmi Dil. Bu “Beşi bir Yerde”, dünya üzerinde yaşayan herhangi bir grup insanın bölünmeden bir arada yaşayabilmesi için gereken temel taşlarını içerir. 5 TEMEL ilkesi -Avrasya’nın kalbi gibi çok kritik bir jeopolitik konumda yer alan- Türkiye için, gerekli olmanın ötesinde, yaşamsal bir önem taşır.
Not-5 : “Milli Hedef” olarak da “UYGAR TÜRKİYE”yi ( UT ) öneriyoruz ( Ref. Atatürk’ün gösterdiği “Muasır Medeniyet” hedefi ). “Ülkemizdeki yaşam standartlarını çağdaş uygarlık seviyesine çıkartmak” olarak özetlenebilecek bir “Yaşayan Hedef” ( Uygarlık standartları her geçen yıl geliştiği için sürekli yükselen bir hedef ). UT’ye ancak bir “Sürdürülebilir Kalkınma Seferberliği” ile yaklaşabiliriz. Bu milli seferberliği canlı tutabilmek için de, önümüze sürekli olarak “Ara Hedef”ler koymalıyız ( 2023, 2033, 2043 gibi . . . ).
Not-6 : UT’ye yaklaşabilmek için “10 ANA KONU”da çalışma yapmamız gerekir : EĞİTSEL, Demokratik, Diplomatik, Ekonomik, Teknolojik, Hukuksal, Sosyal, Kültürel, Yönetsel ve Yapısal ( alt ve üst yapı ) >>> UT için “Yol Haritası”.
Not-7 : TB<>UT, bir uygulama projesi değildir. Bu bir “Temel Proje”dir; TB<>UT’nin temeli üzerinde -kamusal ve özel sektörde, 10 Ana Konunun uzmanlarının katkılarıyla- binlerce uygulama projesi üretilebilir. Örneğin, bizim geliştirdiğimiz bazı uygulama projeleri aşağıda listelenmiştir (www.uygarturkiye.org) : A ) “HEDEF>>>2023” ; Cumhuriyetimizin 100. Yıldönümünde Türkiye’nin tüm il merkezlerine en az bin yıl ayakta kalacak anıtsal eserler ile dünyaya -uzun yıllar saygı ile anılacak- kültürel ( yazılı, görsel ve işitsel ) eserler kazandıracak ( 2009 ).
B ) “UYGAR TÜRKİYE ÖĞRENCİ KULÜPLERİ (UTÖK) ; Tüm üniversitelerde… (2011).
C ) “TOPLUMSAL KAYNAŞMA” ; Toplumdaki kamplaşmış kesimler arasında İletişim+Uzlaşma+İşbirliği kurulmasını hedefler ( 2011 ). Bu çok yönlü projemizin uygulamalarından biri de “TOPLUMSAL KAYNAŞMA BAYRAMI” olacak ve ortak değerlerimizi ( dini,etnik,kültürel ) paylaşarak kaynaşmamızı sağlayacak.
D ) “İSTANBUL için SÜRDÜRÜLEBİLİR KENTSEL DÖNÜŞÜM SEFERBERLİĞİ ( 2012 ).
E ) “MİLLİ UZLAŞI ÇAĞRISI – PARLAMENTER UZLAŞI BİLDİRGESİ ( Nisan - 2013 ).
Not-8 : TB<>UT projemizin başarılı olabilmesi için yurt çapında etkin bir şekilde tanıtılabilmesi gerekir. Dolayısıyla, projemizi tanıyıp takdir eden vatandaşlarımızı, bireysel ve/veya kurumsal olarak, her ortamda ve her kanaldan tanıtım ve katkı yapmaya davet ediyoruz. TB<>UT projemizi tanıyıp takdir eden vatandaşlarımız bize dernek kurmamızı, benzer hedefleri paylaşan dernekleri birleştirecek bir platform oluşturmamızı ve hatta -projenin özgün ve kapsamlı yaklaşımından hareketle- yeni bir siyasi parti kurmamızı öneriyorlar. Biz tüm bu önerilere “Hayır” diyoruz. Çünkü,
A ) Din-mezhep, yaşam tarzı, ideoloji vb. temelli “Kamplaşma”ların bu dönemde Türkiye’de yaşanan en sağlıksız toplumsal olgu olduğunu düşünüyoruz. Katılaşan kamplaşma diğer kamplardaki kişileri ve onlardan gelecek en doğru önerileri bile dışlama sonucunu doğuruyor. Eğer bir dernek, platform veya siyasi parti kurarsak, biz de o girdabın içine düşerek oradaki oluşumların üyeleri için “Öteki” oluruz. Neticede, onlarla sağlıklı İletişim+Uzlaşma+İşbirliği köprüleri kuramayız.
B ) Biz TB<>UT projemizi tüm vatandaşlara mal ederek “Anonim” bir projeye dönüştürmeyi hedefliyoruz. Bunun için dernek vb. kurmaya ihtiyaç duymuyoruz. Biz tüm vatandaşlarımız için faydalı olacak gerçekçi, akılcı ve yapıcı bir "Anaç Proje" geliştirirken, 75 Milyon Türk vatandaşımızın da arzularına tercüman olduğumuzu biliyoruz. Onların da –projemizi tanıdıkça- bizim yanımızda olacaklarına inanıyoruz. Bizce önemli olan “Gönül, Ülkü ve Eylem Birlikteliğidir ; "Hayır, ben Uygar Türkiye Projesi içinde yer almayacağım" demeyen vatandaşlarımızın tümü “Uygar Türkiye Birlikteliği”nin doğal üyeleridirler ; "Türkiyeciler”, “Uygar Türkiye Gönüllüleri” Biz Türk Vatandaşlarımızın çok büyük çoğunluğunun cennet vatanımızdan, mirasçıları olduğumuz Anadolu medeniyetlerinden, ortak tarihimizden, zengin kültürümüzden, bizlerin dünyanın en güçlü milletlerinden biri olmamızı sağlayan vatanımızın yer altı ve yer üstü zenginliklerinden, yaratıcı ve üretken insanlarımızdan, genç nüfusumuzdan, ... ve bizleri birleştiren tasarım harikası, Ay-Yıldızlı Şanlı Bayrağımızdan gurur duyduklarını biliyoruz. ( Tarih boyunca yabancıların bu -çok zengin maddi ve manevi değerlerden oluşan- hazinelerimize nasıl imrenip ele geçirmek istediklerini de iyi biliyoruz ) Dolayısıyla, Türk Vatandaşlarımızı TB < > UT Projemize kazanmak için onlara sahip olduğumuz hazinelerimizin reklamlarını yapmamıza gerek yok. Yeter ki, TB < > UT Projemiz yurt çapında etkin bir şekilde tanıtılabilsin. İşte bu konuda, projemizi tanıyıp takdir eden, tüm vatandaşlarımızın katkılarını bekliyoruz.

A ) İÇİNDEKİLER ( 5-10-15 )

TOPLUMSAL BARIŞ <> UYGAR TÜRKİYE ( TB <> UT )

Sürdürülebilir Birliktelik için >>> TOPLUMSAL BARIŞ’ı Sürdürülebilir Kalkınma için >>> UYGAR TÜRKİYE’yi Hedefleyen BAĞIMSIZ ve TÜRKİYECİ bir SOSYAL SORUMLULUK PROJESİ, TOPLUMSAL BİLİNÇLENME HAREKETİ, DÜŞÜNCE ve EYLEM AKIMI, . . .

--------------------------------------- İÇİNDEKİLER ---------------------------------------

A ) İÇİNDEKİLER ( 1 S )

B ) SUNUŞ ( 1 S )

C ) ÖN SÖZLER ( Her toplum kesiminden “Düşünce Önderleri”nden ) ( ? S )

1 ) TB<>UT PROJE Sİ- ÖZET ( 5-10-15 ) ( 6 S )

2 ) TB<>UT PROJESİ ile TOPLUMA VERİLEN MESAJLAR ( 10-11-12 ) ( 2 S )

3 ) TB<>UT PROJESİ - STRATEJİ BELGESİ ( 2009 - - - 2015 ) ; “!!! BARIŞ için YARIŞ >>> UYGAR TÜRKİYE “ ( 10 S )

4 ) “!!! HEDEF >>> 2023” PROJESİ ( 2009 - - - 2023 ) ( 3 S )

5 ) UYGAR TÜRKİYE ÖĞRENCİ KULÜBÜ ( UTÖK / 2011 - - - ) ( 2 S )

6 ) 10 ANA KONU’da Konferans Konusu Seçenekleri ( 2015 - 2016 ) ( 2 S )

7 ) TB<>UT PROJESİ - YENİ ANAYASA İÇİN ÖNERİLER ( 2012 - - - 2015 ) ( 7 S )

8 ) “YENİ ANAYASA’nın ÇERÇEVESİ” Toplantısında Prof.Dr. Haluk ÇEÇEN’in Konuşmalarından Alıntılar ( Abant Platformu / 9-11 Mart 2012 ) ( 2 S )

9 ) TB<>UT PROJESİ’ne KURUMSAL DESTEK ÇAĞRISI ( 12-12-12 ) ( 2 S )

10 ) GEZİ PARKI ( Haz-13 ) ve MİLLİ UZLAŞI ( Nis-13 ) ÇAĞRILARI ile PARLAMENTER UZLAŞI BİLDİRGESİ ( >>> 19 Mayıs 2013 ) ( 4 S )

11 ) ÖNYARGISIZ İLETİŞİM+UZLAŞMA+İŞBİRLİĞİ ( -Ö+İUİ ) ÇAĞRISI ( 5 S )

12 ) TB<>UT PROJESİ’nin LOGOLARI ( 2009 & 10-12-14 ) + ( 1 S )

TOPLUMSAL BARIŞ <> UYGAR TÜRKİYE (TB<>UT) PROJESİ --- ÖZET ---

“SÜRDÜRÜLEBİLİR TOPLUMSAL BARIŞI sağlayacak TÜRKİYECİ İLKELER” başlığı ile Ağustos-2015’de TBMM’de grubu olan partilere, tüm özel ve kamusal kurumlara ve ilgili vatandaşlara yapılan çağrıyı da içeren bir özet

Türkiye’de “Toplumsal Barış”ı sağlamak için şimdiye kadar uygulanan projeler, açılımlar, yaklaşımlar, süreçler vs. ne yazık ki işe yaramadı. Yine kan dökülüyor… Şimdi, acilen -geleceğine sahip çıkmak isteyen- vatandaşların aklına, gönlüne yatacak adil, eşitlikçi, uzlaşmacı, yapıcı ve birleştirici bir projeye ihtiyacımız var. Ama, öyle bir projeyi geliştirecek zamanımız yok …

Neyse ki, yukarıda sayılan özelliklerin tümüne sahip bir projeyi geliştirmek için bu kritik ve sıkışık dönemde vakit kaybetmemize gerek yok. Söz konusu özellikler çerçevesinde ( yüzlerce sorumlu ve duyarlı vatandaşların katkıları ile ) 2009 dan bu yana adım adım olgunlaştırılan “Toplumsal Barış <> Uygar Türkiye ( TB<>UT ) projemiz ilgililere “Pişmiş Aş” sunuyor ( www.uygarturkiye.org / TV Söyleşileri ).

“Sürdürülebilir Birliktelik ve Kalkınma” için “Toplumsal Barış” sağlanmalı. Ama, “Uygar” yaklaşımlar geliştirilmezse toplumsal barış sağlanamaz. Dolayısıyla, projemize "TOPLUMSAL BARIŞ < > UYGAR TÜRKİYE ( TB<>UT )" adını verdik. ( Not : TB kısa vadeli geçici bir hedef iken, UT uzun vadeli yaşayan bir hedeftir )

Son dönemde yaşadığımız sıkıntıların temelinde, tüm vatandaşların benimseyip sahip çıkacağı bir “Milli İlke”mizin ve hepimizi heyecanlandırıp peşine düşürecek bir “Milli Hedef”imizin olmaması yatıyor.

İşte bu eksikleri de tamamlayan projemizde Milli İlke olarak “5 TEMEL İLKESİ”, Milli Hedef olarak da “UYGAR TÜRKİYE” öneriliyor ( Bkz. Aşağıdaki açıklamalar ).

TB<>UT Projesinin amacı, tüm vatandaşları birbiri ile bağımlı olan hedeflerimiz ( Toplumsal Barış ve Uygar Türkiye ) hakkında bilgilendirerek, yurt çapında bir “Toplumsal Dönüşüm ( Bilinçlenme, Kaynaşma ve Kalkınma ) Seferberliği”ni tetiklemektir. Millet olarak böyle bir dönüşüme gerçekten çok ihtiyacımız var…

Tüm siyasi partilerden ve diğer gruplardan BAĞIMSIZ olarak geliştirilen TB<>UT projemiz -hiçbir şekilde ayırım yapmadan, tüm vatandaşlara kucak açarken- hepimize faydalı olacak yaklaşımlar öneren, gerçek anlamda bir Sivil Toplum ve Sosyal Sorumluluk projesidir. Dolayısıyla, tüm özel ve kamusal kurumlar ile vatandaşlarımız bu projeyi -yanlış anlaşılma ve olumsuz yorumlarla karşılaşma gibi endişeler taşımadan- gönül rahatlığı ile destekleyebilirler. Türkiye’de "Sürdürülebilir Toplumsal Barış"ı sağlayabilmek için atılacak adımlar sadece bir, iki siyasi partinin ve bir grup vatandaşın değil, aynı zamanda vatandaşların büyük çoğunluğunun da akıllarına ve gönüllerine yatmalı. Bizler ( Uygar Türkiye Gönüllüleri-UTG ), bu aşamada uygulanacak yaklaşımların aşağıdaki ilkeler çerçevesinde geliştirilmeleri gerektiğine inanıyoruz :

1 ) "TÜRKİYECİ" ve “TÜRKİYECİLİK” :

"TÜRKİYECİ" ve “TÜRKİYECİLİK” : Tüm yaklaşımların temelini oluşturmalı. TÜRKİYECİ : ORTAK Vatanımızı, Milletimizi, Değerlerimizi, Çıkarlarımızı ve Geleceğimizi koruyup geliştiren bir düşünce ve eylem akımı, akılcı ve gerçekçi bir yaşam tarzı. Irkçı, Dinci, Mezhepçi, Yöreci gibi ayrımcılık içermeyen bir dünya görüşü. Yıpranmamış, taze ve vatandaşlar arasında hiç ayırım yapmayan bir şemsiye kavram ; Vatanseverlik + Ortak Değerler ve Çıkarlar çerçevesinde Milliyetçilik.

TÜRKİYECİ ve TÜRKİYECİLİK kavramları -“TC vatandaşlarının ismi”ni değiştirmek için önerilen- TÜRKİYELİ kelimesi ile karıştırılmamalı. ( Hiç birimiz, ortak vatanımızın ismi olan Türkiye’deki “Türk” isminden rahatsız olmadığımıza göre, TC’nin -onlarca etnik ve dini kökenden gelen- vatandaşlarının tümünü tanıtan “Türk” ismi de bizi rahatsız etmemeli. Onu değiştirmemize de hiç gerek yok. Not : Değişim için önerilen “Türkiyeli”de de “Türk” ismi var ! … ).

2 ) MİLLİ İLKE :

MİLLİ İLKE : ( MİLLİ : Milleti temsil eden, vatandaş çoğunluğunca benimsenen ve uygulanan, onların ORTAK özellikleri, değerleri ve hedefleri )

5 TEMEL İlkesi : ORTAK Vatan, Millet, Tekil Devlet, Bayrak ve Resmi Dil

( Tüm vatandaşların paylaştıkları, sahip oldukları en “Temel Değerler” ) Bu “Beşi bir Yerde”, dünya üzerinde yaşayan herhangi bir grup insanın bölünmeden bir arada yaşayabilmesi için gereken temel taşlarını içerir. 5 TEMEL ilkesi -Avrasya’nın kalbi gibi çok kritik bir jeopolitik konumda yer alan- Türkiye için, gerekli olmanın ötesinde, yaşamsal bir önem taşır. Not : “Türkiye", "Türk Milleti", "Türkiye Cumhuriyeti", "Türk Bayrağı" ve "Türkçe" isimlerinde yer alan "Türk" kelimesi hiçbir şekilde etnik bir mana veya mesaj içermez. Bu isimler -etnik ve dini kökeni, anadili, yaşam tarzı ne olursa olsun- tüm vatandaşlarımızın beraberce yaşadıkları vatanı, oluşturdukları milleti, sahip ve tabi oldukları devleti, sahip oldukları bayrağı ve kullandıkları resmi dili tanımlayan "Ortak Kimlik Unsurları”dır. Bunlar -daha çok yabancılar tarafından- bizleri tanımlamak için kullanılmış ve yüz yıllar boyunca olgunlaşmış isimlerdir. Bizlerin diğer milletlerden farklı olduğumuzu vurgulayarak bizlere bir millet olma bilincini aşılayan, bizleri bir arada tutan ve dünya çapında tanındıkları için de “Marka değerleri” çok yüksek olan tanımlardır. Dolayısıyla, bu çağdaş ortak kimlik unsurlarımıza beraberce ve gururla sahip çıkmalıyız.

“Milli ( tüm vatandaşları tanımlayan, ORTAK ) Kimlik” unsurlarımızı tanıtan bu isimler bazı etnik grupları asimile etmek için seçilmemişlerdir. Ayrıca, bunlar ülkeleri ve milletleri tanımlamakta kullanılan çağdaş yaklaşım ile de uyumludur ( Türkiye-Türk / Almanya-Alman, Fransa-Fransız, Rusya-Rus, … gibi ). Örnek : Fransa'da onlarca etnik kökenden gelen vatandaşların tümüne “Fransız” denir. Onların hepsi, sorulduğunda, rahatsız olmadan ve gururla "Ben Fransızım” derken, biz niye ortak kimliklerimizi paylaşıp ifade etmekten rahatsız olalım ki ? Bunun yanında, eğer bir referandum neticesinde, vatandaşlarımızın çoğunluğu isterse, Türk Milletinin hangi etnik kökenli vatandaşlardan oluştuğu bilgisine, anayasamızda da yer verilebilir ( Bkz. Yeni anayasa için önerilerimiz ). "Milli Kimlik" konusunda Atatürk'ün 90+ yıl önce dile getirdiği ( Irk, din, mezhep, dil, gelinen veya yaşanan yer, yaşam tarzı vb. ayırımı yapmayan ) gerçekçi tanım tüm vatandaşların aklına ve gönlüne yatabilir, bu konudaki kafa karışıklıklarını düzeltebilir, ayrılıkçı mikro milliyetçilik (ırkçı milliyetçilik) eğilimlerini önleyebilir ;

"Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir"

3 ) MİLLİ ( vatandaş çoğunluğunca benimsenen ) HEDEF :

MİLLİ ( vatandaş çoğunluğunca benimsenen ) HEDEF :

UYGAR TÜRKİYE ( UT ) “ÇAĞDAŞ İnsan Hakları, Demokrasi, Hukuk ve Eşit Vatandaşlık"

çerçevesinde, yaşam standartları çağdaş uygarlık düzeyini yakalamış bir TÜRKİYE. Bunun için,

10 Ana Konu’da ( EĞİTSEL, Demokratik, Diplomatik, Ekonomik, Teknolojik, Hukuksal, Sosyal, Kültürel, Yönetsel, Yapısal )

çalışmalıyız ( UT için “Yol Haritası”). “Uygar Türkiye” hedefi, Atatürk’ün gösterdiği “Muasır Medeniyet” hedefinin güncel kelimelerle ifadesidir. “Ülkemizdeki yaşam standartlarını çağdaş uygarlık seviyesine çıkartmak” şeklinde de özetlenebilecek bir “Yaşayan Hedef” ( Uygarlık standartları her geçen yıl geliştiği için sürekli yükselen bir hedef ). NOT : TB<>UT, bir uygulama projesi değildir. Bu bir “Temel Proje”dir ; TB<>UT’nin temeli üzerinde -10 Ana Konunun uzmanlarının katkılarıyla- kamusal ve özel sektörde binlerce uygulama projesi üretilebilir. Örneğin, bizim ( Uygar Türkiye Gönüllüleri - UTG ) geliştirdiğimiz bazı uygulama projeleri ; a ) “HEDEF>>>2023” ; Cumhuriyetimizin 100. Yıldönümünde Türkiye’nin tüm il merkezlerine en az bin yıl ayakta kalacak anıtsal eserler ile dünyaya -uzun yıllar saygı ile anılacak- kültürel ( yazılı, görsel ve işitsel ) eserler kazandıracak ( 2009 ).

b ) “TOPRAK + AĞA REFORMU” ; Ağalara karşı değil, ağalarla beraber ! … ( 2010 ).

c ) “UYGAR TÜRKİYE ÖĞRENCİ KULÜPLERİ (UTÖK) ; Tüm üniversitelerde… (2011).

d ) “TOPLUMSAL KAYNAŞMA” ; Toplumdaki kamplaşmış kesimler arasında İletişim+Uzlaşma+İşbirliği kurulmasını hedefler ( 2011 ). Bu çok yönlü projemizin uygulamalarından biri de “TOPLUMSAL KAYNAŞMA BAYRAMI” olacak ve ortak değerlerimizi ( dini,etnik,kültürel,yöresel ) paylaşarak kaynaşmamızı sağlayacak. e ) “İSTANBUL için SÜRDÜRÜLEBİLİR KENTSEL DÖNÜŞÜM SEFERBERLİĞİ ( 2012 ).

f ) “MİLLİ UZLAŞI ÇAĞRISI ve PARLAMENTER UZLAŞI BİLDİRGESİ ( Nisan-2013 ).

g ) Üniversitelerde 4 yıllık Paralel Prog.: “KİŞİSEL GELİŞİM” ve 2. Diploma ( 2014 )

4 ) AKILCI ve YAPICI YAKLAŞIM : Kısa vadede “Sürdürülebilir Toplumsal Barış” için uzun vadede ise asıl hedefimiz olan, “Uygar Türkiye” için olmazsa olmaz şart. Tüm vatandaşlarla, ÖNYARGISIZ, İLETİŞİM, UZLAŞMA ve İŞBİRLİĞİ ( -Ö+İUİ ) köprüleri kurmalı ve ortak sorunlarımızı beraberce çözmeliyiz.

5 ) EŞİTLİK Var, AYRIMCILIK Yok : Tüm vatandaşlar kanun önünde eşit olmalı. Hiçbir vatandaş grubuna karşı ( etnik, dini, mezhepsel, yöresel, yaşam tarzı vb.) ayrımcılık yapılmamalı. Herkese tarafsız ve güvenilir adalet ile fırsat eşitliği sağlanmalı. Gelir dağılımındaki dengesizlikler giderilmeli ( Sosyal Devlet ) .

6 ) EŞİTLİK olacaksa, AYRICALIK olamaz : Hep beraber ayrımcılık yapmadan tam eşitlik için çalışırken, hiç bir grup vatandaş da ayrıcalık ( İkinci Resmi Dil, Bölgesel Özerklik vb. ) talep etmemeli. Yöneticilerimiz de vatandaşlar arasında kalıcı sorunlara yol açarak “Sürdürülebilir Toplumsal Barış"ı dinamitleyecek ayrıcalık taleplerini kabul etmemeli.

7 ) KİŞİSEL DEĞERLERE SAYGI : Vatandaşlar birbirlerinin etnik, dini, yöresel, yaşam tarzı gibi değerlerine saygı duymalı. Ama, hiçbirimiz "Mikro Milliyetçilik" yapmamalıyız. Mikro Milliyetçilik vatanı ve milleti böler ( Yugolavya’daki gibi …).

8 ) AZAMİ MÜŞTEREKLERDE BULUŞMA : Her millete nasip olmayan bir ayrıcalık. Paylaştığımız "5 Temel Değer”in yanında -yüzlerce yıl beraber yaşamaktan kaynaklanan- daha bir çok ortak değerimiz varken, "Azami Müştereklerde Buluşma" ayrıcalığımızı iyi kullanmalıyız. Dünya üzerinde Türkiye’de yaşamak, Türk vatandaşı olmak, Türk Milleti’nin bir bireyi olmak için can atan milyonlarca insan varken, bizler sahip olduğumuz ayrıcalıklarımızın ( cennet gibi bir vatan, yer altı zenginlikleri, jeopolitik konum, genç nüfus, … ) kıymetlerini bilmeliyiz.

9 ) TOPLUMSAL KAYNAŞMA : Berabersek Güçlüyüz, Kaynaşmışsak Huzurluyuz ! Dolayısıyla, her şeyden önce, Birbirimize Sahip Çıkmalıyız. Sürdürülebilir Toplumsal Barışı sağladıktan sonra, toplumda son 30-40 yıldır oluşan yaraları sarmalı ve vatandaşları kaynaştırarak, onların bir millet bilincini paylaşmalarını sağlayacak projeler geliştirip uygulamalıyız. Örneğin, “Toplumsal Kaynaşma Bayramı” önerimizin gerçekleştirilmesi ve Kasım aylarında kutlanması.

10 ) TEKİL DEVLET : ( İnsan Haklarını koruyan, Adil, Demokratik ve Sosyal ) Tüm vatandaşlarımıza daha çağdaş özgürlükler, demokratik haklar ve kanun önünde tam eşitlik ile fırsat eşitliği sağlamalı ve gelir dağılımını dengelemeliyiz. Bunun için devletimizi, merkezi ve yerel yönetimlerimizi daha çağdaş standartlara kavuşturmaya çalışmalıyız. Ama, bu süreçte hepimizin gelecek güvencesi olan devletimizi ( hepimizin ortak devleti ! … ) ve kamu düzenini korumaya özen göstermeliyiz ( Suriye ve Irak’ta yaşananlardan ders almalıyız ). .

11 ) “ANADİL’in EĞİTİMİ” : "Anadilini her yerde rahatça konuşabilmek ve çocuklarına öğretmek" Türk vatandaşlarının en doğal haklarından biridir. Bu “İnsan Hakkı” konusunda hiç bir kısıt kabul edilemez. "Anadil’in Eğitimi" ailede ve dernek, vakıf, belediye vb. kurumlarda verilebilir. Ayrıca, devlet okullarına -yöresel taleplere göre- seçimlik dersler de konulabilir..

12 ) "ANADİL’de EĞİTİM" : Yukarıda açıklanan “Anadil’in Eğitimi" hakkını, "Anadil’de Eğitim ve 2., 3., … ? Resmi Dil" talepleri ile karıştırmamak lazım. Birden fazla resmi dil talebi gerçekçi olmadığı gibi zararlıdır da ; Bu gibi hayalci talepler boşu boşuna vatandaşların akıllarını karıştırır ve bölünmeye yol açan mikro milliyetçiliği körükler. Şimdi o talepleri irdeleyelim ;.

A ) Anadil'de Eğitim : Türkiye Cumhuriyeti 90+ yılda daha Türkçe’de ( ülkede en yaygın ve resmi dil ) çağdaş bir eğitim sistemi olgunlaştıramamışken, bir ikinci dilde eğitim sistemi ( ilk okuldan - üniversiteye ) kurmayı hedeflemek hiç gerçekçi değildir. Hele, tek bir etnik gruba ayrıcalık yapılıyor gibi gözükmesin diye, yöresel taleplere göre, "Türkiye'de yaygın konuşulan tüm etnik dillerde eğitim sistemleri geliştirilecek" söylemleri inandırıcı değildir. Bunlar gerçekleşse bile, sonuçları hiç olumlu olmaz. Eğitilmiş ama ayrı dillerden çalan insan gruplarından oluşan bir toplumu ele alalım ; O insanlar, Nasıl işbirliği yapabilirler ?, Neyi, nasıl üretebilirler ?, Dünyadaki ağırlıkları ( hafiflikleri ) ne sevide olur ? Ne kadar bir süre beraberce yola devam edebilirler ?.

B ) 2., 3., … ? Resmi Dil : ( Yöresel taleplere göre Türkçe'nin yanında çok sayıda ikincil resmi dil ) Bu talep daha çok "Devletin ve belediyelerin anadilde hizmet sunmaları" arzusuna dayandırılıyor. Aslında son dönemde, çıkartılan yasalarla bu arzu karşılanmış oldu. Uygulamada ise, tüm yöneticilerin ve vatandaşların kantarın topuzuna hakim olmaları gerekir. Yani, vatandaşların kazandıkları bu hak -her yerde ve her zaman değil- ama gerçekten gerektiğinde ( gerçekten Türkçe bilmeyen vatandaşlara yardımcı olmak için ) kullanılmalı. Burada, "Resmi Dil"imizin ortak olmasının sağladığı avantajları da hatırlayalım : a ) Vatandaşlar birbirleri ile sorunsuz iletişim kurup, işbirliği yapabiliyorlar. b ) Birden fazla resmi dilin yaratacağı iletişim kopuklukları, tercüme ve aynı konuda birden fazla kayıt tutmak gibi ayrıntılarla uğraşmamız gerekmiyor. c ) “Mili Eğitim Sistemi”miz vatan çapında aynı standartlarda uygulanabiliyor. d ) “Fırsat Eşitliği” sağlanıyor. Vatandaşlar “Dil Farkı” nedeniyle geri kalmıyorlar. e ) Dünyada Türkçe konuşan milyonlarla iletişim ve işbirliği kurabiliyoruz .

13 ) “BÖLGESEL ÖZERKLİK” : Buna da gerçekten ihtiyacımız yok. Türkiye'de demokrasiyi vatanın her köşesine yayan bir Yerel Yönetim sistemi var. ( 81 İlde, 3300 belediyede, 53 000 Muhtarlıkta yöneticileri halk seçiyor ) Hem yerel ve hem de merkezi yönetim sistemimizi daha iyileştirecek reformları gerektikçe yapabiliriz. Ama, bu süreçte "Tekil Devlet" sistemimizi korumalıyız. "Bölgesel Özerklik" mikro milliyetçiliği körükler, bizi federasyon sistemine sürükler. Neticede, yabancılar iç işlerimize daha fazla karışırlar ve -bölgemizin gerçekleri nedeniyle- bölünür gideriz. Her bir parçamız ayrı bir kurda yem olur ....

Yukarıda, bundan sonra yapılacak çalışmaları yönlendirecek TÜRKİYECİ ilkeleri özetledik. Ayrıntılı açıklamalar ve Sürdürülebilir Toplumsal Barış ile Uygar Türkiye hedeflerimiz için önerdiğimiz diğer yaklaşımlar için Bkz. www.uygarturkiye.org . .

Projemizi tüm siyasi partilerden ve diğer kurumlardan bağımsız olarak, ayrım yapmadan tüm vatandaşlara -dağdakiler dahil- faydalı olacak şekilde geliştirdik. Bu gerçek anlamda BAĞIMSIZ bir Sivil Toplum ve Sosyal Sorumluluk projesidir. .

Biz, "UYGAR TÜRKİYE GÖNÜLLÜLERİ" her vatandaş grubu ile -onlar açısından "Öteki" olmadan- sağlıklı iletişim kurabilmek için, kurumsallaşmadan ( dernek, platform, parti vb. kurmadan ) ilkelerimizi yurt çapında yaymaya çalışıyoruz. Bizim için esas olan üyelik değil, “Akıl, Gönül ve Eylem Birlikteliği”dir..

Bu projeyi -tüm vatandaşlara mal olmuş- “Anonim” bir projeye dönüştürmek için çalışıyoruz. Dolayısıyla, projemizi tanıyıp takdir eden vatandaşlarımızı, her ortamda ve her kanaldan tanıtım ve katkı yapmaya davet ediyoruz. Üniversitelerde kurulacak “Uygar Türkiye Öğrenci Kulüpleri” ile gençlerimizi yukarıdaki ilkeler çerçevesinde bilinçlendirmeyi planlıyoruz ( Böylece onların mezuniyet sonrasında da topluma yapıcı katkılarda bulunmaları sağlanacak )..

Türkiyemiz’de Toplumsal Barışı sağlama çabalarımızın yanında TB<>UT Projemizi zaman içinde bir Uluslararası Barış Projesine dönüştüreceğiz. Atatürk’ün “ Yurtta Barış Dünyada Barış” ilkesi çerçevesinde İstanbul’da bir Uluslararası Barış Enstitüsü ( International Peace Institute of Istanbul ) kurmayı da hedefliyoruz. .

Bu çok yönlü hedeflere ulaşabilmek için devletimizin güçlü kurumlarının, siyasi partilerin, STK’ların ve güçlü özel sektör kuruluşlarının desteklerini kazanmalıyız. Onların da TB<>UT projesi çerçevesinde geliştirecekleri uygulama projeleri ile, hedeflenen “Toplumsal Dönüşüm Seferberliği”ni beraberce başlatmalı ve titiz bir eşgüdüm içerisinde uygulamalıyız. .

Saygılarımızla, UYGAR TÜRKİYE GÖNÜLLÜLERİ - UTG ( 5-10-15 ).

TOPLUMSAL BARIŞ <> UYGAR TÜRKİYE ( TB<>UT ) PROJESİ ile TOPLUMA VERİLEN MESAJLAR

Türkiye’de yaşananlardan endişe duyan bizler ( toplumun her kesi­minden gelen yöneticiler, akademisyenler, yazarlar, sanatçılar, bürokratlar, siyasetçiler, iş adamları, toplum önderleri, öğrenciler, ... Uygar Türkiye Gönüllüleri - UTG ) 2009’da başlattığımız TB<>UT projemiz ile ilgililere aşağıdaki mesajları veriyoruz ;

A ) Hükümete : Temelinde “Vatandaşlık Tanımı ve Hakları”nın yattığı “Toplumsal Barış Sorunu” sadece Kürt kökenlilerin değil, tüm vatandaşların sorunudur. Bu “Milli Sorun”un neden olduğu “Milli Kayıplar” yeni çağdaş demokratik hak ve özgürlüklerin tüm Türk vatandaşlarına eşit olarak kazandırılması ile sonlandırılabilir. Ana Mesaj : EŞİTLİK için EVET, AYRICALIK için HAYIR ! … “Toplumsal Barış Sorunu”nu çözmek üzere yola çıkarken ve Kürt kökenli, Alevi ve Azınlık vatandaşlarımızın sıkıntılarını gidermeye çalışırken kantarın topuzuna hakim olmalı. Bu süreçte söz konusu vatandaşlara ayrıcalıklar verilmemeli. Aksi taktirde, toplumun diğer kesimlerini çok huzursuz olur, yeni problemler doğar.

B ) Tüm Türk Vatandaşlarına : Hepimiz aynı gemideyiz. Bu gemiyi batırmadan yola devam edebilmek ve vatanımız üzerinde yüzyıllardır süregelen emperyalist “Böl-Yönet” saldırılarına engel olabilmek için “Toplumsal Barış”ı sağlamalıyız ( 20. Yüzyıldaki saldırılar için, Bkz. Türkiye’de Komplolar ve Provokasyonlar Tarihi, Atilla Akar, Profil 2012 ). Bu cennet vatanda doğmuş olmak hayatımızın en büyük şansı olduğu gibi, bu saygın milletin bir bireyi olmanın da en fazla gurur duymamız gereken ortak kimlik unsurumuz olduğunun bilincine varmalı ve o bilinci canlı tutmalıyız.

C ) Kürt Kökenli, Alevi ve Resmi Azınlık Statüsündeki Vatandaşlara : Toplumun büyük bir bölümü yıllar boyu yaşadığınız sıkıntıları öğrendi ve üzüntü duydu. Bu sıkıntıların ortadan kaldırılması için devlet samimi bir çaba ile çok önemli adımlar attı ve yeni adımlar için de çalışıyor. Şimdi, bu sürece sizler de ayrıcalık istemeden ( 2. Resmi Dil, Bölgesel Özerklik gibi ) yapıcı ve barışçı katkılarda bulunun ki, “Sürdürülebilir Barış ve Birliktelik” ortamını oluşturalım ve “Toplumsal Kaynaşma”yı sağlayalım.

D ) Diğer Türk Vatandaşlarına “Toplumsal Barış” sorunları sadece askeri yaklaşımlarla çözülemez. Vatandaşların demokratik, etnik ve dini sıkıntıları çok yönlü projelerle giderilmeden ve onların akılları ve gönülleri kazanılmadan uygulanacak askeri yaklaşımlar bir kısım vatandaşlarımızı devletten iyice soğutur ve bölücülerin kucaklarına iter. Dolayısıyla, “Sürdürülebilir Birliktelik” için tepkisel davranışlardan kaçınmalıyız.

“Sürdürülebilir Birliktelik” için verilen TÜRKİYECİ Mesajlar :

a ) Ortak gemimize ( Vatanımız ), işletim sistemine ( Devlet ) ve yolcularına ( Vatandaşlar ) sahip çıkmalıyız ki beraberce yola devam edebilelim.

b ) Birlikten güç doğar: Bir elin nesi var ? İki elin sesi, kaynaşmış milletin gücü var.

c ) “Sürdürülebilir Birliktelik” için Toplumun Ortak Değerlerini ( Tarihsel, Sosyal, Kültürel ) anlamalı ve saygı duymalıyız. Toplumun geniş kesimlerinin sevdiği, inandığı ve saygı duyduğu “Toplum Çimentoları”na ( Toplumu bir arada tutan, kaynaştıran unsurlar ) hep beraber sahip çıkmalıyız. “Toplum Çimentoları” üç gruba ayrılabilir :

1 ) Beş Temel Değer : ORTAK Vatan, Millet, Bayrak, Tekil Devlet ve Resmi Dil.

2 ) Sevilen, sayılan ve gurur duyulan tarihi ve çağdaş önderler ile toplumsal başarılar : Mevlana, Yunus Emre, Şeyh Edebali, Fatih, Mimar Sinan, Atatürk, Yaşar Doğu, Aziz Sancar,…, Malazgirt, Çanakkale ve Kurtuluş savaşları, …

3 ) Manevi ve Kültürel Değerler : İnanılan Dinler, Ahlak Kuralları, Gelenekler, Folklorik Değerler, Sanatsal Seçimler, Yaşam Tarzları, …

“Sürdürülebilir Birliktelik” için, toplumun tüm bireylerinin -ortaklaşa sahip oldukları- beş temel değeri benimseyip korumaları gerekir ( 5 TEMEL İlkesi ). İkinci ve üçüncü gruptaki toplumsal değerlerin benimsenmesi toplumun çeşitli kesimlerinde az ya da çok farklılıklar gösterebilir. Bir kısmını kendimiz benimsemesek bile, toplumun geniş ama farklı kesimlerince benimsenen bu değerlere de -birlikte yaşamanın gereği olarak- “Sosyal Sorumluluk Bilinci” ile yaklaşmalıyız. Onlara da saygı duyup sahip çıkmalıyız ki, toplumun tüm kesimleri kendi içlerinde ve diğer toplum kesimleri ile barış içinde bir arada yaşayabilsinler. Neticede, toplumun tümü “Sürdürülebilir Birliktelik” ortamına kavuşabilsin ki, bir millet olarak kaynaşabilmemiz için gereken şartlar oluşsun. Örneğin, vatandaşın etnik veya dini kimliklerine dil uzatmak, Atatürk’e saygısızlık etmek ve Türk Silahlı Kuvvetleri’ne zarar vermek gibi davranışlar geniş vatandaş kesimlerini rahatsız eder ve “Sürdürülebilir Birliktelik” hedefimize ulaşmamızı zorlaştırır. Not : 20. yüzyılın liderleri arasında 21. Yüzyılda da evrensel ölçekte saygınlığını koruyan tek lider olan Atatürk ile hepimiz gurur duyabiliriz. Ref. Dünya Düşünürleri Gözüyle Atatürk ve Cumhuriyeti, Prof.Dr. Özer Ozankaya, İş Bankası Kültür Yayınları - 2012 ( 20. yüzyılın sonunda 43 düşünür ile söyleşiler ). Ref. Internet ; FDL Book Salon welcomes Arnold Ludwig, King of the Mountain : The Nature of Political Leadership. Prof.Dr.A.Ludwig’in 20. Yüzyılın 377 lideri arasında yaptığı çok yönlü araştırmada Atatürk 33 puan üzerinden 31 puan alan tek lider olarak 1. seçilmiştir ( 2010 ). Bkz. Internet kaynağındaki liste. Bazı uygulamaları nedeniyle Atatürk’e kırgın olan vatandaşlarımız da, O’nun çok sayıda uygulaması sayesinde bugün bağımsız ve çağdaş bir ülkenin özgür

vatandaşları olduğumuzu hatırlamalılar. Atatürk’ün ölümünden sonra yapılan bir çok hatalı uygulamada da O’nun adının paravan olarak kullanıldığını fark ederek, artık bu çok değerli toplum çimentomuz ile Barışmalarında büyük yarar var.

! ! ! BARIŞ için YARIŞ >>> UYGAR TÜRKİYE

“Toplumsal Barış <> Uygar Türkiye ( TB<>UT )” Projesinin STRATEJİ BELGESİ ( www.uygarturkiye.org )

Prof.Dr. Haluk ÇEÇEN / Yıldız Teknik Üniversitesi, İstanbul ( 2009 - - - 2015 )

ÇEÇEN kökenli bir TÜRK Vatandaşı ( Baba tarafı Çeçen, Anne tarafı Türkmen ) ( tipik bir etnik birliktelik . . . tipik bir Türk Vatandaşı )

aşağıdaki samimi duygu, düşünce ve önerilerini -onlarca değişik etnik kökeni buluşturan- tüm TÜRK Vatandaşları ile paylaşıyor . . .

Sevgili KARDEŞLERİM,

Ben “ TOPLUMSAL BARIŞ ” konusunda duyarlı ve üzerine düşeni yapmaya hazır olan bir vatandaşınızım. Son dönemde yurdumuzda yaşanan acı olaylardan ve toplumda -özellikle siyasi partiler arasında- yaşanan iletişim kopukluklarından çok huzursuz oldum. Neticede, oturduğum yerden başkalarını eleştirmek yerine, yaşanan terslikleri düzeltmeye dönük duygu, düşünce ve önerilerimi sizlerle paylaşmaya karar verdim :

“Toplumsal Barış” gibi zor bir hedefe ulaşabilmek için öncelikle gerçekçi ve genel kabul gören bir iletişim çerçevesi gerekir.

Ben de, her dinden ve her etnik kökenden gelen, değişik yaşam tarzlarını benimseyen vatandaşlarımızın uygun bulabilecekleri, bir Toplumsal İletişim, Uzlaşma ve İşbirliği Çerçevesi oluşturmaya katkıda bulunabilmek için, ortak tarihimizin bu önemli aşamasında gündeme gelen konulardaki düşünce ve önerilerimi özetleyen bir,

“TOPLUMSAL BARIŞ >>> UYGAR TÜRKİYE BİLDİRGESİ” hazırladım.

Toplumu huzursuz eden belirsizlik, kararsızlık, hedefsizlik ve güvensizlik bulutlarını el birliği ile dağıtmalıyız. Gönül ister ki, > Tüm siyasi partilerimiz bu bildirgeyi benimsesinler. Onlar da bu konunun milletimiz için yaşamsal önemde olduğunu takdir etsinler. Toplumsal Barış için Önyargısız İletişim+Uzlaşma+İşbirliği ( -Ö+İUİ ) köprüleri kurarak diğer kurumlara önderlik etsinler. > Siyasi partileri de diğer kurumlar ( kamusal ve özel ), STK’lar ( sivil toplum kuruluşları ), üniversiteler ve tüm vatandaşlar -öncelikle gençler- takip etsinler. > Böylece başlatılacak yeni dönemde, milli beraberlik bilincini canlı tutabilelim. Milletin kaynaşmasına yardımcı olacak etkinliklerle kutlanmasını önerdiğimiz, “Toplumsal Kaynaşma Bayramı”nı da her yıl huzur içinde kutlayabilelim.

TOPLUMSAL BARIŞ < > UYGAR TÜRKİYE ( TB<>UT ) BİLDİRGESİ

TÜRKİYE’deki yaşam şartlarını “ÇAĞDAŞ UYGARLIK DÜZEYİ”ne ulaştırmak için, “SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA SEFERBERLİĞİ”ni başlatan biz, UYGAR TÜRKİYE GÖNÜLLÜLERİ, “SÜRDÜRÜLEBİLİR BİRLİKTELİK” için de, aşağıdaki ilkeler çerçevesinde, vatanımızda “TOPLUMSAL BARIŞ”ı sağlamaya kararlıyız.

1 ) BİZ -ETNİK DEĞİL, ORTAK DEĞERLERİMİZ ÇERÇEVESİNDE- “TÜRKİYECİYİZ”

2 ) “EŞİT VATANDAŞLIK” TEMELİNDE, MİLLİ HEDEFİMİZ ; “UYGAR TÜRKİYE”

3 ) “EŞİTLİK” için… “AYRIMCILIK” YAPMAYACAK, “AYRICALIK” İSTEMEYECEĞİZ

4 ) LAİK DEVLET BASKICI DEĞİL, İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜNÜ KORUYUCU OLACAK

5 ) ÜNİTER ve SOSYAL DEVLET TÜM VATANI, TÜM VATANDAŞLARI, DEMOKRASİYİ, İNSAN HAK ve ÖZGÜRLÜKLERİNİ KORUYUP GELİŞTİRECEK

6 ) VATANIMIZA, ORTAK DEĞERLERİMİZE, ÇIKARLARIMIZA ve GELECEĞİMİZE SAHİP ÇIKACAĞIZ. EMPERYALİST BÖL-YÖNET OYUNLARINA GELMEYECEĞİZ

7 ) ÖNYARGISIZ İLETİŞİM+UZLAŞMA+İŞBİRLİĞİ ( -Ö+İUİ ) KÖPRÜLERİ KURACAĞIZ, GELECEĞİ -GEÇMİŞE TAKILMADAN- KURACAĞIZ

8 ) ATATÜRK’ün “YURTTA BARIŞ, DÜNYADA BARIŞ” İLKESİ ÇERÇEVESİNDE KENETLENEREK DÜNYAYA ÖRNEK OLACAĞIZ

9 ) BARIŞI SAĞLAMAK -SADECE DEVLETİN, HÜKÜMETİN, SİYASİ PARTİLERİN, STK’LARIN DEĞİL- HEPİMİZİN GÖREVİDİR.

10 ) HEPİMİZ BARIŞ İÇİN YARIŞACAĞIZ. BARIŞI SAĞLAYIP UYGAR TÜRKİYE HEDEFİMİZE ODAKLANACAK ve 2023’ü HEP BERABER KUTLAYACAĞIZ.

Yukarıdaki “TOPLUMSAL BARIŞ BİLDİRGESİ”ni açıklamadan önce, ilgili önerilerimin temelini oluşturan “VATAN-VATANDAŞ ve “DEVLET-MİLLET kavramlarından anladıklarımı -ayrıntılara girmeden- özetlememde yarar var ;

İlkokul Yurttaşlık Bilgisi derslerinde öğrendiğimiz gibi, Yurt=Vatan yeryüzünde insanların topluca yaşadıkları, sınırları belli ve içinde yaşayanların oraya geleneksel bağlarla bağlı oldukları yaşam alanlarına denir. Yurttaş=Vatandaş, bir vatanda -o vatanın maddi, manevi, kültürel ve idari yaşam kuralları ve vatandaşlık hukuku çerçevesinde- yaşayan ( orada doğmuş veya oraya göç etmiş ) insanlar, o vatanın Vatandaş’ larıdır”. Bir vatanda yaşayan vatandaşların tümüne “Millet” denir. O vatanı yöneten siyasal ve bürokratik yapıya ise “Devlet” denir.

Kişinin etnik kökeni, dini-mezhebi, ana dili, geldiği yer ve yaşam tarzı gibi özelliklerinden bağımsız olan bu çağdaş tanımlar, sade oldukları için kolayca anlaşılırlar, gerçekçi ve birleştirici oldukları için de yaygın kabul görürler. Atatürk’ün, “Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir“ ve “Ne mutlu Türküm diyene” söylemleri de yukarıdaki çağdaş tanımlarla tam uyumludur. Sıra dışı bir uzgörü yansıtan bu güçlü söylemler şöyle açıklanabilir ; “Arkadaş, bu vatanın ismi TÜRKİYE’dir, vatandaşlarına TÜRK, milletine TÜRK MİLLETİ, devletine TÜRKİYE CUMHURİYETİ denir. Yabancılar da yüzyıllardır vatanımızı, milletimizi, devletimizi bu isimlerle tanımlıyorlar ( Marka değeri ! ). Bu isimler hepimizin “Ortak Kimlik Unsurları”dır. Bu isimlerin seçiminde bazı etnik grupları asimile etmek hedeflenmediği gibi -bunlar hiçbir şekilde- başka kimlik ( etnik köken, din, mezhep, yaşam tarzı vb. ) mesajları vermezler. ( Türkiye-Türk / Almanya-Alman, Fransa-Fransız, Rusya-Rus, … gibi ) Ref. Türk, Türkiyeli - Herkül Millas ( Rum kökenli bir Türk Vatandaşı’nın yorumu; http://www.zaman.com.tr/yorum turk-turkiyeli_2063989.html ) 12-03-2013. Sen, bu vatanın yaşam kuralları ve vatandaşlık hukuku çerçevesinde bu vatanda yaşıyorsan, sen de TÜRKİYE’de her açıdan eşit bir TÜRK VATANDAŞI’ sın. Etnik kökenin ve dinin ne olursa olsun -vatandaşın ismi açısından- TÜRK’sün, TÜRKİYE CUMHURİYETİ devletine sahip ve ona tabi olan TÜRK MİLLETİ’ nin bir bireyisin . . . Böylece, TÜRK ismi hepimizi tanıtan bir ortak kimlik oluştururken, her birimiz kendi etnik, dini vb. kökenlerimize de -doğal olarak- sahip çıkabiliriz. Bu çerçevede berabersek, Ne mutlu -benim ve senin gibi- Türküm diyene. Dikkat edersen, “Ne mutlu etnik kökeni Türk olana” denmiyor. . . İşte Çeçen kökenli olan ben de -bu sade, çağdaş, gerçekçi ve birleştirici tanım ( Türkiye Cumhuriyeti’nin Vatandaşının İsmi = Türk ) çerçevesinde- vatandaşlık açısından “Türküm” demekten ve “Türk Milleti”nin bir bireyi olmaktan gurur ve mutluluk duyuyorum. Bunun yanında, kendi etnik ve dini kökenlerimden de gurur duyduğum gibi, diğer vatandaşlarınkilere de saygı duyuyorum. Dünya üzerinde Türkiye’de yaşamak, Türk vatandaşı olmak, Türk Milleti’nin bir bireyi olmak için can atan milyonlarca insan varken, bizler de sahip olduğumuz bu ayrıcalıklarımızın kıymetlerini bilmeliyiz. Ben ve benim gibi düşünenler ( Türk vatandaşlarının büyük çoğunluğu ), bu yazıyı okuduktan sonra veya ileride bilinçlenerek samimiyetle bize katılmak isteyenlere de -Mevlana ve Yunus Emre gibi yaklaşarak- kucak açarız ( zamanında yanılarak veya yaşanmış haksızlıklara tepki vererek bölücü örgütlere destek vermiş olsalar bile… ). Başka görüşte olanları da hoşgörüyle karşılarız. Yeter ki, ekmeğini yedikleri vatanımıza ihanet etmesinler. Şimdi gelelim, “TOPLUMSAL BARIŞ BİLDİRGESİ”ne ışık tutacak açıklamalara :

1 ) BİZ -ETNİK DEĞİL, ORTAK DEĞERLERİMİZ ÇERÇEVESİNDE- “TÜRKİYECİYİZ” Türkiye tarih boyunca onlarca medeniyetin beşiği olmuştur. Vatanımızda bizlerden önce yaşamış olan milletlerin hiçbirisi soykırıma uğrayarak ortadan kaldırılmadığına veya buhar olup uçmadıklarına göre, şimdi Türkiye’de yaşayan hepimizin genlerinde mirasçıları olduğumuz o tarihi vatandaşlarımızdan kalan unsurlar da vardır. Ayrıca, halen Türkiye’de onlarca değişik etnik kökenden gelen vatandaşlar yaşıyorlar ve birbirleri ile evlenerek kaynaşıyorlar. Dolayısıyla, Türkiye gibi bir vatanda etnik köken temeline dayanan bir milliyetçilik anlayışı çok sığ kalır. Bizim gerçekçi ve birleştirici “TÜRKİYECİLİK” anlayışımızın temelinde ortak vatanımızı ve milletimizi koruyup geliştirmek duyguları yatar. Bu akılcı ve yapıcı düşünce ve eylem akımı çerçevesinde : Paylaştığımız diğer ortak değerlerimize ( geçmiş, bugün, gelecek, kültür ), ortak çıkarlarımıza ve ortak geleceğimize sahip çıkarak kaynaşır ve güçleniriz. Az sayıdaki farklılıklarımızı ( etnik köken, din-mezhep ve anadil gibi ) milletimizi renklendiren değerler olarak görür, saygı duyar ve paylaşırız. Beraberce tüm dinlerin bayramlarını kutladığımız gibi, tüm etnik ve kültürel gelenekleri sürdürüp koruduğumuz gibi, milletimizin kaynaşmasını pekiştirecek “Toplumsal Kaynaşma Bayramı” önerimizi de geliştirip coşku ile kutlayabiliriz. “Toplumsal Barış” için “Türkiyecilik” anlayışı ne kadar önemli ise, “Sürdürülebilir Birliktelik” için de “Milli İlke” olarak sahip çıktığımız, “5 TEMEL İLKESİ o kadar önemlidir; Ortak Vatan, Ortak Millet, Ortak Tekil Devlet, Ortak Bayrak, Ortak Resmi Dil. Kısaca, ORTAK Vatan, Millet, Tekil Devlet, Bayrak, Resmi Dil. Dünya üzerinde yaşayan herhangi bir grup insanın bölünmeden bir arada yaşayabilmesi ( Sürdürülebilir Birliktelik ) için gereken temel taşlarını içeren bu 5 TEMEL ilkesi -Avrasya’nın kalbi gibi çok kritik bir jeopolitik konumda yer alan- Türkiye için, gerekli olmanın ötesinde, yaşamsal bir önem taşır.

2 ) “EŞİT VATANDAŞLIK” TEMELİNDE, MİLLİ HEDEFİMİZ ; “UYGAR TÜRKİYE” UYGAR TÜRKİYE ( UT ) ; Çağdaş Uygarlık ve AB Standartları çerçevesinde, “Çağdaş Yaşam Koşulları ve Fırsatları”nın ve “Çağdaş Demokratik Hak ve Özgürlükler”in tüm vatandaşlara eşit koşullarda sunulduğu “Çağdaş Türkiye” olarak tanımlanabilir. ( Vatandaşlar arasında hiçbir nedenle Ayırım veya Ayrıcalık yok Eşitlik var ) UT Projemiz ise, bu hedefe yaklaşabilmek için, Türkiye’nin “10 Ana Konu”daki ( EĞİTSEL, Demokratik, Diplomatik, Ekonomik, Teknolojik, Hukuksal, Sosyal, Kültürel, Yönetsel, Yapısal ; alt, üst yapı ) yaşam koşullarının geliştirilmesi” şeklinde özetlenebilir. İşte “Yol Haritası” böylece çizilmiş olan bu çok yönlü uygarlık ve kalkınma projesi toplumda geniş kabul görebilir ve barış ortamını oluşturabilir. Bu süreçte kazanılacak çağdaş vatandaşlık hakları ırk-etnik köken, din-mezhep ve anadil farkı gözetmeden tüm Türk vatandaşlarına eşit olarak verilecek. Sahip olduğumuz haklar -gerçekçi, adil ve kaynaştırıcı yaklaşımlarla- sürekli iyileştirilecek. Herkese tarafsız ve güvenilir adalet ve fırsat eşitliği sağlanacak. Örneğin, artık Türk vatandaşları arasındaki tüm etnik gruplar yasal çerçevede açtıkları dil kurslarında çocuklarına kendi anadillerini öğretebiliyorlar. Anadil eğitimi yerel yönetimlerin açacakları kurslarda veya -Milli Eğitim Bakanlığının yönetmelikleri çerçevesinde- devlet okullarında da verilebilecek. Ama, Türkçe bazlı 12 yıllık temel okul eğitimi -tüm vatandaşlar için- zorunlu, kaynaştırıcı ve fırsat eşitliğini sağlayıcı bir ortak temel olmaya devam edecek. Hiçbir etnik grubun anadiline -yurt çapında veya bölgesel olarak- ayrıcalık tanınmayacak ( ikinci resmi dil vb. ). Bu yaklaşım Kürt kökenli vatandaşların çok küçük bir bölümüyle yaşanan çatışma cephesini de rahatlatabilir ( ek getiri ). Ama, bu bir “Kürt Açılımı” değildir ( öyle bir sunuş yanlış beklentilere ve haklı tepkilere yol açar ), bunun “Çerkez, Laz, Tatar, Boşnak, Arnavut, Roman, Yörük, …, Alevi, Süryani, … Açılımı” olması da beklenemez.

3 ) “EŞİTLİK” için … “AYRIMCILIK” YAPMAYACAK, “AYRICALIK” İSTEMEYECEĞİZ Bizler bu vatanda Barış içinde yaşamak ( Sürdürülebilir Birliktelik ) istiyoruz. Bunun için tüm vatandaşların “Vatandaşlık Hakları” ve “Bireysel Özgürlük”ler açılarından Eşit olmaları gerektiğine inanıyoruz. Her türlü Ayrımcılık ( Irk, Din, Dil, Yaşam Tarzı, Bölge, vb.) ile Ayrıcalık ( Bölgesel Özerklik, İkinci Resmi Dil, vb.) taleplerinin Sürdürülebilir Birliktelik hedefimize zarar vereceğinin bilincindeyiz. Örneğin, bir vatandaş grubuna ayrıcalık verilmesinin -onlarca değişik kökenden gelen- diğer Türk vatandaşlarını rahatsız edeceğini biliyoruz. Dolayısıyla, hiçbirimiz kendimiz veya özel bir grup ( etnik, dini, vb.) vatandaş için ayrıcalık istemeyeceğiz. Hepimiz için daha çağdaş hakları ve özgürlükleri kazanma çabalarımızı hep beraber sürdüreceğiz. Bu çerçevedeki kazanımlardan tüm vatandaşların eşit olarak yararlanmalarına özen göstereceğiz. Kısacası, “EŞİTLİK için EVET ! . . . AYRIMCILIK ve AYRICALIK için HAYIR ! . . .” diyoruz.

4 ) LAİK DEVLET BASKICI DEĞİL, İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜNÜ KORUYUCU OLACAK Kültürün en önemli temel taşlarından biri de Din’dir. Dinin kişisel veya siyasal çıkarlar için kullanılması ne kadar yanlışsa, dinin önemini göz ardı etmek, dini ve dindarları aşağılamak da o kadar yanlıştır. Laik devletten beklenen tüm vatandaşların inanç özgürlüklerini gönül rahatlığı ile yaşamalarını sağlamaktır. Bu çerçevede, Türkiye’de yaşayan vatandaşların büyük çoğunluğunun dini ve “Azami Müşterekler” hazinemizin en değerli unsurlarından biri olan İslam dinine özel bir yer vermemiz gerekir ki, vatandaşların büyük çoğunluğunun daha rahat ve gönülden kaynaşmalarını sağlayabilelim. İslam dinine özel yer vermek derken toplumda layık olduğu saygın yeri vermekten bahsediyoruz. İslam dinine böyle yaklaşırken diğer dinlere de aynı saygı ile yaklaşılacak ve tüm vatandaşların inanç özgürlükleri Laik Devlet tarafından korunacak. Din ve mezhep seçiminin ve uygulamalarının bireyin özeli olduğu bilinci paylaşılacak. İnanç özgürlüğü sağlanırken, dini kullanarak topluma baskı yapılmasına ve bireylerin yaşam özgürlüklerinin ( tarzlarının ) kısıtlanmasına izin verilmeyecek.

5 ) TEKİL ve SOSYAL DEVLET TÜM VATANI, TÜM VATANDAŞLARI, DEMOKRASİYİ, İNSAN HAK ve ÖZGÜRLÜLERİNİ KORUYUP GELİŞTİRECEK Güneydoğu Anadolu’da yaklaşık 40 yıldır sürmekte olan silahlı çatışmalardan, vatanımızın belli bölgelerinin ve çok sayıda vatandaşımızın zarar gördükleri biliniyor. Sosyal devletimiz -“Doğal Afet”lerde yaptığı gibi- o bölgelerde yaşanmış olan “Sosyal Afet”lerin de zararlarını gidermek için kısa, orta ve uzun vadeli çözümler üretecektir. Bu çözümler yanlışları düzeltme, yaraları sarma ve normal hayata geçiş için destek olma şeklinde olacak. O bölgelere özel, akılcı ve her adımı titizlikle planlanıp uygulanacak “Sosyal Devlet” yaklaşımları geliştirilecek. Devlet alt yapı ve üst yapı projeleri ile yetinmeyecek. Oradaki vatandaşlarımıza iş ve aş sağlamak için -karlılığına bakmadan- üretim tesisleri kuracak veya çok özel teşvikler vererek kurdurtacak. Fırsat eşitliğini sağlamak için de eğitime ağırlık verecek. Bölgedeki feodal ağalık yapısının zararlarını en aza indirecek projeler geliştirip uygulayacak ( Toprak + Ağa Reformu ). Ama, bu çözümler hiçbir zaman vatanın bir bölgesine ve/veya vatandaşların bir bölümüne kalıcı ayrıcalıklar vermek şeklinde olmayacak, o bölgelere federal sisteme benzer bir düzenleme ( bölgesel özerklik gibi ) getirilmeyecek. ( Tekil devlet ve yerel yönetim sistemlerimiz gerektikçe iyileştirilebilir, ama bütünlüğü bozacak bir federal sisteme hiç gerek yok ; Vatandaşlar -ortak zenginliğimizi oluşturan- etnik, kültürel ve dinsel çeşitliliklerini demokratik yollardan seçilen yerel yönetimlerin olanaklarıyla ( zaman, zaman birkaç belediye bir araya gelerek, gerektiğinde, valiliklerin ve merkezi hükümetin çeşitli organlarından da -Kültür Bakanlığı gibi- destek alarak ) yaşayabilirler ) Devlet tekil olmasından hareketle tüm vatanda, sosyal olmasından hareketle de tüm vatandaşlar için demokrasiyi, evrensel insan haklarını ve özgürlüklerini, güvenilir adaleti ve fırsat eşitliğini sağlayacak ve koruyup geliştirecek.

6 ) VATANIMIZA, ORTAK DEĞERLERİMİZE, ÇIKARLARIMIZA ve GELECEĞİMİZE SAHİP ÇIKACAĞIZ. EMPERYALİST BÖL-YÖNET OYUNLARINA GELMEYECEĞİZ Türkiye’miz dört mevsimin yaşandığı iklimiyle doğal güzellikleriyle ve yer altı kaynaklarıyla, tarihi ve kültürel zenginlikleriyle, çok önemli ve avantajlı jeopolitik konumuyla dünya üzerinde eşi benzeri olmayan bir vatandır. Herkesin imrendiği bu vatan için yüzyıllar boyunca sayısız savaşlar yapılmıştır. Hiç bir savaşa girmeden böylesine cennet bir vatanda bir dönem ( kişi başına ortalama 70-80 yıl ) yaşama şansını yakalamış olan bizim kuşağımız, bunun çok değerli bir şans olduğunun bilincine varmalı. Bilmeliyiz ki, bizler sadece Osmanlı’ nın, Selçuklu’ nun, Oğuz’ ların ve diğer tarihi Türk devletlerinin değil, aynı zamanda bu topraklarda yaşamış olan çok başka uygarlıkların da ( Sümer, Asur, Hitit, Pers, Urartu, Kommagene, Frigya, Lidya, İyonya, Roma, Bizans, Ermeni, Ceneviz, Venedik, Arap, Moğol … ) mirasçılarıyız. Bizler, bu aziz vatanda mirasyediler gibi yaşayamayız. Bilmeliyiz ki, geçici bir süre yaşamakta olduğumuz bu cenneti cehenneme dönüştürmeye hakkımız yoktur. Hatırlamalıyız ki, bizleri kaynaştıran benzerliklerimiz farklılıklarımızdan çok daha fazla, önemli ve köklüdür. Bu ortak değerlerimizin sunduğu “Azami Müştereklerde Birleşme“ şansının hakkını vererek kaynaşmalı ve milli hedefimiz olan “Uygar Türkiye”ye odaklanmalıyız. Vatanımızdaki binlerce yıllık birikimin mirasçısı olan bu millet, emperyalistlerin “Böl-Yönet” tuzaklarına düşmez. Biz, bölücülerin yapay Sağcı-Solcu, Alevi-Sünni, Laik-Dinci tuzaklarına düşmedik, yapay Türk-Kürt tuzağına da düşmeyeceğiz. Milletimizi bölmeye, vatanımızı Yugoslavya veya Irak gibi parçalamaya çalışanlara izin vermeyeceğiz. Bu vatan hepimizin. Hepimiz eşitiz. Sorunlar hepimizin. Hepsini -şiddetten uzak durarak- beraberce çözeceğiz. Hepimiz “Uygar Türkiye” hedefine odaklandığımızda, toplumdaki gerilim hızla düşecek ve ilk kazancımız “Toplumsal Barış” olacak.

7 ) ÖNYARGISIZ İLETİŞİM+UZLAŞMA+İŞBİRLİĞİ (-Ö+İUİ) KÖPRÜLERİ KURACAĞIZ, GELECEĞİ -GEÇMİŞE TAKILMADAN- KURACAĞIZ Çok değerli bir vatanımızın olması parlak bir gelecek kurabilmemiz için büyük bir avantaj sağlıyor ama bu yeterli değil. Hedefi tutturabilmemiz için güçlü bir millet olmayı da başarabilmeliyiz. O cephede de çok önemli avantajlarımız var ; Genç oranı yüksek olan 80 milyona yaklaşan nüfusumuzla, yaratıcı, yeniliklere açık ve zor şartlara kolayca uyum sağlayan vatandaşlarımızla, sağlam değerlerimizle, dayanışma yönü kuvvetli aile yapımızla biz temelde güçlü bir milletiz. Birbirimizin sosyal, kültürel ve etnik değerlerine saygı duyarak birbirimize sahip çıkarsak, olaylara “Benim“ değil “Bizim” açımızdan bakarsak çok daha güçlü bir millet olabiliriz. Dolayısıyla, birbirimizle önyargısız İletişim+Uzlaşma+İşbirliği ( -Ö+İUİ ) köprüleri kurmalıyız. Bu yapıcı yaklaşımı sadece “Toplumsal Kaynaşma Bayramı”nda değil, her zaman uygulamalıyız. Geçmişte ( zaman, zaman ve yıllar boyunca ) yetki sahibi bireyler bu konuda hatalar yapmış ve neticede bir grup ( etnik ve/veya dini ) vatandaşımız zarar görmüş olabilir ( başka ülkelerin tarihlerinde de yaşandığı gibi ). Şimdi her konuyu rahatça değerlendirebilme özgürlüğünü kazandığımız günümüzde, hepimiz ( bilgi sahibi olan-olmayan ) geçmişte yaşanan her tersliği ( yüzlercesi bulunabilir ) tartışmaya başlarsak ister-istemez kapanmış yaraları kaşımış oluruz. Sonunda, birbirimizden soğuyup uzaklaşırız, güçlü bir Millet olamayız. Hepimiz geçmişten ders alarak -ama, geçmişe takılmadan, kin ve intikam duygularına kapılmadan- gelecek için yeni sayfalar açmalıyız. Doğrusu, bu olayları ve süreçleri en iyi değerlendirebilecek olan tarihçilere emanet etmektir ( Ermeni olayları konusunda devletimizin önerdiği gibi ). Bu çerçevede, halen süregelen yanlışlar varsa, onlar da en kısa zamanda saptanıp, düzeltilmeli ( Alevi vatandaşlarımızın dini özgürlüklerini tam olarak yaşayamamaları gibi ).

8 ) ATATÜRK’ün “YURTTA BARIŞ, DÜNYADA BARIŞ” İLKESİ ÇERÇEVESİNDE KENETLENEREK DÜNYAYA ÖRNEK OLACAĞIZ Cennet vatanımızda binlerce yıl boyunca, çok çeşitli kökenlerden gelen tarihi vatandaşlarımızın -savaş olmayan dönemlerde- birbirlerinin adet ve değerlerine saygı duyarak barış içinde bir arada yaşadıklarını ve o dönemlerde dünya uygarlığına çok değerli katkılarda bulunduklarını biliyoruz. Şimdi sıra bizde, bu vatanda nasıl yaşayacağımız konusunda bir seçim yapmalıyız : Ya, her kışkırtmaya bilinçsizce kapılan vatandaşlar birbirleriyle, devlet de vatandaşlarla didişip duracak. Neticede, her açıdan çok büyük zararlara uğrarken, bu vatanı cehenneme çevirme konusundaki eşsiz becerilerimizle düşmanlarımızı memnun ederken, dostlarımızı üzmeye devam edeceğiz... Ya da, bilinçli seçimler yaparak yeni bir barış ve huzur dönemini başlatacak ve dünya tarihine altın harflerle yazılacak daha nice yüzyılları beraberce ( bizler, çocuklarımız, torunlarımız, . . . ) şekillendireceğiz. Bizler, bilinçli olduğumuz kadar da gerçekçiyiz : Çoğunluğu yüzyıllardır süregelen sorunlarımızın tümüne kısa zamanda çözüm bulamayacağımızı biliyoruz. “Toplumsal Barış”ı sağlayıp korumak ve “Uygar Türkiye”ye yaklaşmak için sürekli olarak yeni projeler geliştireceğiz. Atatürk’ ün “Yurtta Barış, Dünyada Barış” ilkesi çerçevesinde geliştireceğimiz projelerle, milletimizi ve vatanımızı yüceltirken, diğer milletlere de örnek ve yardımcı olarak, dünya barışına çok olumlu katkılarda bulunacağız.

9 ) BARIŞI SAĞLAMAK -SADECE DEVLETİN, HÜKÜMETİN, SİYASİ PARTİLERİN, STK’ LARIN DEĞİL- HEPİMİZİN GÖREVİDİR Oturduğumuz yerden başkalarının yaptıklarını ve vatanımızda yaşananları eleştirerek bir yere varamayız. Öncelikle, vatanımıza ve ortak geleceğimize sahip çıkmalıyız. Meydanı az sayıda olmalarına karşın çok ses çıkartanlara bırakamayız. Bu çerçevede, hepimize görev düşüyor ; Her kesimden ve her yöreden her Türk vatandaşının bulabildiği her fırsatta ve her ortamda yapabileceği her türlü olumlu katkıyı yapması gerekir. Kısacası, Toplumsal Barış’ı sağlamak ve onu koruyabilmek için yapılması gerekenler, karşılıklı anlayış ve saygı çerçevesinde birbirlerine kenetlenerek ortak hedeflerine odaklanmış olan, tüm Türk vatandaşlarının sürekli ve yaşamsal görevleridir.

10 ) HEPİMİZ BARIŞ İÇİN YARIŞACAĞIZ. BARIŞI SAĞLAYIP UYGAR TÜRKİYE HEDEFİMİZE ODAKLANACAK ve 2023’ü HEP BERABER KUTLAYACAĞIZ. TÜRKİYECİ ( vatanımızı, milletimizi, ORTAK değerlerimizi, çıkarlarımızı ve geleceğimizi koruyup geliştiren bir düşünce ve eylem akımı, bir yaşam tarzı ), SİYASET ÜSTÜ, Siyasi Partilerden, İdeolojik, Etnik ve Dini gruplardan BAĞIMSIZ, ama bu gruplarla, Kamusal ve Özel Kurumlarla ve STK' larla işbirliğine açık, bütün vatandaşları kucaklayan, onları şiddetten uzak durmaya ve “UYGAR TÜRKİYE” için Önyargısız İletişim+Uzlaşma+İşbirliği'ne ( -Ö+İUİ ) davet eden bu BARIŞÇI Sivil Toplum ve Sosyal Sorumluluk Projesinin işbu Strateji Belgesinde özetlenen “Gerçekçi , Yapıcı ve Birleştirici Yaklaşım”a devlet ve millet olarak samimiyetle sahip çıktığımızda, tüm vatandaşlarımız aynı milletin eşit ve özgür birer bireyi olduklarını hissedecekler. Neticede, hiçbir vatandaşımız bölücü eylemlere kalkışmak veya destek vermek ihtiyacını duymayacaktır.

TB <> UT projemizde tüm vatandaşlarımıza faydalı olacak önerilerde bulunduğumuz için şimdiden tüm vatandaşlarımız ile gönül birlikteliği içinde olduğumuzu biliyoruz. Zamanla projemizi tanıyacak olan her kesimden vatandaşlarımızla rahat bir şekilde işbirliği yapabileceğimize inanıyoruz. Yeter ki, bu proje yurt çapında hızlı ve doğru bir şekilde tanıtılsın.

Beraberce geliştireceğimiz “Toplumsal Bilinçlenme” ile, öncelikle vatanımızda “Toplumsal Barış”ı sağlayacağız. “Toplumsal Yara”ları saracak ve “Toplumsal Kaynaşma”yı sağlayarak çok daha “Uyumlu, Huzurlu ve Güçlü bir Millet” olacağız. Bu sürecin paralelinde de, “Sürdürülebilir Kalkınma Seferberliği”mize omuz vererek “UYGAR TÜRKİYE” hedefimize koşacağız. Biz, TB<>UT projemizin hepimizin ( Anonim ) olmasını hedefliyor ve projemizi tanıyıp takdir eden vatandaşlarımızı, bireysel ve/veya kurumsal olarak, erişebildikleri her ortamda ve her kanaldan tanıtım yapmaya davet ediyoruz.

Evet, barış ve kaynaşmayı sağlayıp uygarlığa koşabilmemiz için siz sevgili vatandaşlarımın tümünü uzun soluklu bir yarışa davet ediyorum. Bu yarış hiç de kolay geçmeyecek. Artık kan ve gözyaşı dökülmesini önlemek için çıkacağımız bu yolda bolca ter dökmeye hazır olmalıyız. Her koşulda, hiç yılmadan yarışa devam etmeli, eski hatalarımızdan dersler çıkartarak her yeni aşamada daha bilinçli, yapıcı ve birleştirici adımlar atmalıyız. Özellikle gençlerimizi bilinçlendirmeli, karşılıklı anlayış ve saygı çerçevesinde iletişim kurarak kaynaşmalarını ve uzlaşarak işbirliği yapmalarını sağlamalıyız

Son olarak, “Barış için Yarış” davetimin tetikleyeceği eylemleri ilgili kurumların, sorumlu yöneticilerin ve tüm vatandaşlarımın sağduyularına bırakırken,

hepinizi ufuktaki milli hedefimize odaklanmaya davet ediyorum ;

“ HEDEF >>> 2023 “ ( Türkiye Cumhuriyetimizin 100. Yıldönümünü,

hep beraber -en az 10. yıldönümündeki heyecan ve coşku ile- kutlamak ).

Ne dersiniz ? . . . Var mısınız ? . . . Syg / HH ( Haluk Hoca )

--- AÇIKLAYICI NOTLAR ---

1 ) “1O ANA KONU”da YAPILACAK ÇALIŞMALARIN GENEL ÇERÇEVELERİ

EĞİTSEL : Vatandaşları eğiterek, daha bilinçli, yeterli ve üretken kılmak

Demokratik : Parlamenter sistemimizi ve demokratik haklarımızı iyileştirmek

Diplomatik : Milli çıkarlarımızı uluslararası alanda korumak ve geliştirmek

Ekonomik : Vatandaşa iş ve aş sağlamak. Dünyadaki ilk 10 arasına girmek

Teknolojik : Yeni teknolojiler için Ar-Ge ve Ar-Ku ( dünyada Araştır-Kullan )

Hukuksal : Çağdaş Hukuk Standartları temelinde güvenilir Adaleti sağlamak

Sosyal : Vatandaşlık Bilinci ile Toplumsal Kaynaşma ve Dayanışma

Kültürel : Ortak ve farklı kültürel değerlerlerimizi korumak ve geliştirmek

Yönetsel : Tekil devletimizi koruyarak daha verimli çalışmasını sağlamak

Yapısal : Yol,su,elektrik,…(alt yapı), hastane,okul,spor tesisleri,…(üst yapı)

2 ) YIPRANMAMIŞ, GERÇEKÇİ ve BİRLEŞTİRİCİ KAVRAMLAR :

TÜRKİYECİLİK : Vatanımızı, milletimizi, ortak değerlerimizi ve çıkarlarımızı koruyup geliştiren bir düşünce ve eylem akımı, bir yaşam tarzı. TÜRKİYECİ : Vatansever + Irkçı olmayan Milliyetçi ( Etnik değil !... Ortak değerlerimiz ve çıkarlarımız çerçevesinde ). Vatandaşlar arasında hiçbir ayırım yapmayan bu şemsiye kavramlar bilinçlenmiş vatandaşlarca çok doğal karşılanıp benimseniyorlar. NOT : TÜRKİYECİ ve TÜRKİYECİLİK kavramlarını -“TC vatandaşlarının ismi” ni değiştirmek için önerilen- TÜRKİYELİ kelimesi ile karıştırmamak gerekir.

HEDEF >>> 2023 PROJESİ ( 2009 - - - 2023)

TOPLUMSAL BARIŞ < > UYGAR TÜRKİYE ( TB < > UT ) Projesi çerçevesinde geliştirilmiş bir Uygulama Projesi

_________________________________________________________________

A ) KISA TANITIM

Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. Yılı Nasıl Kutlanmalı ? Bu çok özel yıldönümüne nasıl hazırlanmalıyız ? 100. Yıldönümünü 10. yıldakini aşan bir heyecanla ve yakışır bir şekilde nasıl kutlamalıyız ? HEDEF >>> 2023 Projesi işte yukarıdaki sorulara cevaben geliştirilmiştir. Tüm Türkiye'mizi kapsayacak ve Tüm Dünya'da ilgi ve saygı uyandıracak çok özel bir Kutlama Projesi …

Bu projenin ana hatları aşağıda listelenmiştir ;

> Tüm vatandaşları heyecanlandıracak ve onların yaratıcı katkılarına açık olacak.

> Tüm il merkezlerinde ve il sınırlarında özel etkinlikler ve anıtsal eserler ( yapısal ve kültürel ) yapılacak.

> Vatandaşların milli birlik ve vatandaşlık bilincini yükseltecek, ortak hedefleri gururla paylaşarak kaynaşmalarını sağlayacak milli bir proje.

> Türk Milletinin dünyadaki saygınlığını arttıracak evrensel bir proje.

> Tüm Dünya milletlerinin de yaratıcı katkılarına açık olacak.

> Çok sayıda yabancı ülkede ve onların katkılarıyla Türkiye’de özel etkinlikler ve anıtsal eserler yapılacak.

Not : Anıtsal eserler malzeme, boyut ( makro-mikro ) ve görsellik açılarından sıra dışı olacaklar. Çevre ile uyumluluk, teknolojik alt yapı ve kalıcı yarar sağlama unsurlarına özen gösterilecek ( tüm dinlerin ortak mabedi, spor, kültür, eğitim, eğlence, dinlence, turizm, ticaret merkezi, …, köprü, tünel, liman, park, …, gibi ).

2023 yılında zirve yapacak ama olumlu etkileri 2023' ü takip eden yıllarda da sürecek olan çok özel, çok yönlü ve tarihi bir proje… Bu kapsamlı milli projemiz için hemen harekete geçilmeli ve "İstanbul 2010 - Dünya Kültür Başkenti" projesinden daha geniş ( yerel ve küresel ) bir eşgüdüm organizasyonu kurulmalı.

TB ) GEREKÇE

1 ) Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. Yılını doldurması, Türkiye için olduğu gibi, dünya için de çok özel bir “Dönem Dönümü”dür. Çünkü, bir Cumhuriyetin 100. yılını doldurması dünyada da çok enderdir. Dolayısıyla, bu aşamanın çok sıra dışı etkinliklerle ve bu başarıyı yıllar boyu hatırlatacak kalıcı eserler üreterek kutlanması gerekir.

2 ) Konu kalıcı eserler olunca, Anadolu ve Trakya’nın şimdiki sakinleri olan biz, Türk Vatandaşları, çok zengin bir tarihi birikimin mirasçılarıyız ; Vatanımızın neresine giderseniz gidin, orada bizlerden önce yaşamış olan “Tarihi Vatandaşlarımız”ın ürettiği ve binlerce yıl ayakta kalabilmiş tarihi eserlerle karşılaşırsınız. Geçmişin kısıtlı olanakları ile üretilmiş olan o eserler bunca yıl dayanabilmişlerse, vatanımızın şimdiki sakinlerinin eserleri de kalıcı olabilmeli. Bugünün uzay teknolojisi ve malzemeleriyle, herhalde en az bin yıl ayakta kalacak anıtsal eserler üretebilmeliyiz. Bu “Dönemin Uygarlığı”nın özelliklerini yansıtacak ve binlerce yıl boyunca takdir edilecek kültürel eserler ( yazılı, görsel ve işitsel eserler ) bırakabilmeliyiz.

3 ) Şimdi, “Dönemin Uygarlığı = Türkiye Cumhuriyeti Uygarlığı”nın sahipleri olan “Türk Vatandaşları”nın sırası geldi. Zamanında Asur, Pers, Hitit, … , Frigya, Lidya, Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı vatandaşlarının yaptıkları gibi, bizler de bu vatanın her köşesine, bu vatana yakışacak, “Çok Asırlık” değil, “Çok Bin Yıllık Anıtsal Eserler” ve “Çok Binlik Kültürel Eserler” kazandırmalıyız. Türkiye Cumhuriyeti Uygarlığı bu değerli vatanda 100 yıl yer almış ise, bu gerçek bizlerin bu vatana kazandırdığımız saygın eserlerden belli olmalı.

TC ) KAPSAM

Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. yılını kutluyor olması tüm dünyada ses getirecek. Kutlama için düşünülen çok özel etkinlikler ve eserler için HEDEF >>> 2023 projesinde iki cephe olacak:

1 ) TÜRKİYE : Türkiye’nin olanaklarının ( Devlet, Hükümet, Kamusal ve Özel kurumlar, Üniversiteler, STK’lar, Yerel Yönetimler ve bireysel birikim ) yanında, İlgilenecek uluslar arası kurumlar ( BM, AB, UNESCO,… ) ile dünya devletlerinin ve oralarda yaşayan Türkiye kökenlilerin katılımları ile tüm Türkiye’de üretilecek eserler. Bu çerçevede, Türkiye’nin tüm illerine anıtsal eserler kazandırılacak. Örnekler : Sultan Ahmet-İstanbul’daki Alman Çeşmesi ve Dikili Taş.

2 ) DIŞ ÜLKELER : İlgilenecek uluslar arası kurumlar ile dünya devletlerinin ve oralarda yaşayan Türkiye kökenlilerin katılımları ile, o ülkelerde üretilip yerleştirilecek eserler. Örnekler : Çeşitli ülkelerdeki Atatürk heykelleri.

Doğal olarak, her iki cephede yapılacak çalışmalar Türk Devletinin düzenli koordinasyonu çerçevesinde yürütülecek. Ancak 100 yılda bir gündeme gelebilecek böylesine önemli ve çok yönlü bir projenin hakkını verebilmemiz için, “İstanbul 2010 Ajansı”ndan daha güçlü bir “HEDEF >>> 2023 ÜST KURULU” kurulmalı. Bu kurul yasaya dayandırılmalı ve gereken her türlü destek sağlanmalı. Yukarıda bu çok büyük projenin kapsamının ancak ana hatlarını özetlemiş olduk. Bu projede yüzlerce çalışma yapılacaktır. Önerilen önemli bir uygulama da, yurt çapında tüm komşu iller arasında kurulacak olan “Tanıtım İstasyonları”dır :

Karayollarının il sınırlarını geçtiği yerlerde kurulacak olan bu istasyonlarda her iki il de tanıtılacak. Her iki ilin ürünleriyle tarihi ve kültürel eserleri hakkında bilgiler verilecek. Yurt çapında oluşacak ve Türkiye’yi ağ gibi saracak olan bu istasyonlar Türk vatandaşlarının vatanlarını tanımalarına ve kaynaşmalarına yardımcı olacaklar. Turistlere de tanıtım-yönlendirme merkezleri olarak hizmet verecekler

TESER YARATIM >>> SEÇİM SÜRECİ : ( 2009’da oluşturulan kurgu ) Bu projede devreye girecek eserler yarışmalarla seçilecek. Bunun için öncelikle Eser-Yarışma dalları belirlenecek. Bu yarışmalara hem yerli ve hem de yabancı eserler davet edilecek. Yarışmalar 10 yıl boyunca organize edilecek. Bir önceki yılın ilk üç eseri, bir sonraki yılın yeni eserleri ile yarışacaklar. Neticede, 10. Yılın birincisi “Yüz Yılın Eseri” olarak devreye girecek ve/veya uygulamaya konulacak.

TPROJE ADIMLARI :

1 ) Ön Hazırlık : 1 Yıl

2 ) Yarışmalar : 8 - 10 Yıl ( Eserin konusuna ve cinsine göre )

3 ) Uygulama : 2 – 4 Yıl ( Eserin konusuna ve cinsine göre )

SON SÖZ : Evet, “TÜRKİYE CUMHURİYETİ UYGARLIĞI”ndan bahsediyoruz. Böylesine zengin tarihi ve kültürel hazinelerinin mirasçıları olarak bu vatanda 100 yıl yaşayan Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşları’nın oluşturmuş olmaları beklenen Çağdaş Uygarlık … Eğer, böyle bir uygarlık varsa ( ki olmalı ), o uygarlığın -100 yıllık bir dönemin sonunda- bu vatana en az bin yıl ayakta kalabilecek ve insanlık tarafından saygı ve takdirle karşılanacak anıtsal ve kültürel eserler kazandırmış olması beklenir.

Soru : "HEDEF 2023" Kimin ? Cevap : "HEDEF 2023" Hepimizin Olmalı !... 2009’da kurguladığımız bu projenin adının ( HEDEF 2023 ) zaman içerisinde bazı siyasi partiler ve gruplarca da benimsenip kullanılıyor olması bizleri mutlu ediyor. Çünkü, bu süreçte Türk Milleti’nin önemli bir eksiğinin ( vatandaşlarca paylaşılan "Milli Hedefler" ) bir ölçüde giderilebileceğine inanıyoruz ; "HEDEF >>> 2023" tüm Türk Milleti tarafından paylaşılmalı ve hepimizin "Milli Hedef"i olmalı. Bu “Milli Hedef” hepimizde "Kuva-i Milliye" heyecanına benzer, kaynaştırıcı ve harekete geçirici bir heyecan yaratmalı. Böyle bir “Milli Hedef” herhangi bir kişinin, siyasi partinin, hükümetin, başka bir kamusal veya özel kurumun/kuruluşun tekelinde olmamalı. Saygılarımızla, UYGAR TÜRKİYE GÖNÜLLÜLERİ ( 2009 - - - 2023 )

TÜRKİYE’nin YENİ ANAYASASI için ÖNERİLER ( 2012 - - - 2015 )

TOPLUMSAL BARIŞ <> UYGAR TÜRKİYE ( TB <> UT ) projemizin SİYASET ÜSTÜ, Demokratik, Özgürlükçü, Eşitlikçi, Yapıcı, Birleştirici, GERÇEKÇİ ve TÜRKİYECİ yaklaşımı çerçevesinde, Anayasa’ya dönük önerilerimiz aşağıda sunulmuştur.

1 ) YENİ ANAYASA’da AÇIKLANMASI GEREKEN TEMEL KAVRAMLAR :

a) VATAN: Atalarımızın emaneti, üzerinde çocuklarımızın ve torunlarımızın hakkı olan, geleneksel maddi ve manevi bağlarla bağlı olduğumuz ülke, TÜRKİYE.

b) VATANDAŞ: Türkiye’de bu ülkenin maddi, manevi, kültürel ve idari yaşam kuralları çerçevesinde yaşayan ( burada veya dışarıda doğduğunda veya buraya göç ettikten sonra, Türkiye’de o aşamada geçerli olan vatandaşlık kanununa göre kayıtları yapılmış ) insanlar, TÜRK VATANDAŞLARI’dır ( Bazıları yurt dışında yaşıyabilirler ).

c) MİLLET: Türkiye’de ve yurt dışında yaşayan vatandaşların tümü TÜRK MİLLETİ’ni oluşturur.

d) DEVLET: Türkiye’yi ve Türk Vatandaşları’nı yöneten siyasi ve bürokratik yapı, TÜRKİYE CUMHURİYETİ.

e) ANAYASA: İşbu yasa, Türkiye’de yaşayan Türk Milleti’nin Devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’nin temel özelliklerini tanıtan ve işleyişini yönlendiren ANA YASA’dır.

f) ANAYASAL “TÜRKİYE - TÜRK” İSİMLERİ ve ATATÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ : Çağdaş dünya terminolojisi ile uyumlu olan ( Almanya-Alman, Fransa-Fransız ve Rusya-Rus gibi ) ve dünyada yüzyıllar boyunca kullanıldıkları için artık iyice oturmuş ( Marka değerleri çok yüksek ) olan bu isimler, vatanımızın ve milletimizin tümünü tanımlarlar ( Ortak Kimlik ). Bunlar hiçbir şekilde sadece bir grup vatandaşa özel değildir ( ana dil, ırk-etnik köken, din-mezhep vb. gruplara … Örneğin, Türk kökenliler özel değil ). Türk Milleti’ni beraberce oluşturan vatandaşlar -kökenleri ne olursa olsun- ortak kimliklerine sahip çıkarlar ( Atatürk Miliyetçiliği ). Bu isimlerin işbu anayasada verdikleri mesajlar Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu olan büyük önder ATATÜRK’ün sözleri ile tam uyumludur ; “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir” , “Ne Mutlu Türküm Diyene” (“Ne Mutlu etnik kökeni Türk Olana” değil ) NOT : Eğer “Toplumsal Uzlaşı” için gerekirse, bu bölüme şu açıklama eklenebilir ; “Türk Milleti -etnik kökeni- Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Tatar, Gürcü, Boşnak, Pomak, Arnavut, Rum, Ermeni, Arap, Afgan, Roman,… olan vatandaşlardan oluşur ( Burada -nüfusu belli sayının üstünde olan- tüm etnik gruplar listelenir. O “Belli Sayı”yı uzmanlar saptarlar ).

g) VATANDAŞLARIN EŞİTLİĞİ: Anayasamıza göre, tüm Türk Vatandaşları ( Irk, Din, Dil, Yaş, Cinsiyet, Medeni Durum, Politik Görüş, Toplumsal Konum ve Yöresel Özellikler, Yaşam Tarzı vb. farkları gözetilmeksizin ) kanun önünde eşittir.

h) TÜRKİYECİLİK : Türk Milleti’nin sahip olduğu ortak değerleri
( ORTAK vatan, millet, kültür, tarih, gelecek vb. ) ve ortak çıkarları
korumayı ve geliştirmeyi hedefleyen bir düşünce ve eylem akımı,
bir yaşam tarzı. “Çağdaş, Gerçekçi ve Birleştirici ” bir kavram ...
Bu birleştirici dünya görüşü, ırk-etnik köken, din-mezhep, ana dil,
gibi temellere oturtulmadığı için, tüm vatandaşları = milleti kucaklar.
GEREKÇE: Şimdiki anayasamızda “Atatürk Milliyetçiliği”ne yer verilirken,
a ) “Atatürk Milliyetçiliği” net bir şekilde tanımlanmamıştır.
b ) Türkiye - Türk” isimlerinin etnik kökenli olmadıkları vurgulanmamıştır.
c ) “Türk Milleti”ni oluşturan vatandaşların etnik kökenleri listelenmemiştir.
d ) “Türkiyecilik” kavramına yer verilmemiştir.
Bu eksiklikler bizi bölmek isteyen yabancılar ve etnik köken temelli siyaset
( Mikro Milliyetçilik ) yapanlar tarafından kullanılıyor. Vatandaşların
akıllarını da karıştıran bu eksiklikler yukarıdaki açıklamalarla giderilebilir.
Tüm Türk vatandaşlarını kucaklayan bu temel kavramlar yeni anayasamıza yerleştirilirse, hiçbir vatandaş dışlandığını düşünmez.
Tüm vatandaşlar -etnik köken, din, mezhep, ana dil farklarına bakılmadan- Türk Milleti’nin kanun önünde eşit bireyleri olduklarını anlarlar. Türkiye’nin ortak sahipleri olduklarına inanarak birbirlerine, ortak değerlerine ve ortak geleceklerine sahip çıkarlar. Neticede, bizleri huzursuz eden toplumsal gerilim hızla azalır ve hepimiz bizleri –“Milli Hedef” olarak önerdiğimiz- “Uygar Türkiye”ye yaklaştıracak projelere odaklanabiliriz.

2 ) RESMİ DİL ve RESMİ EĞİTİM DİLİ ile ANADİLDE EĞİTİM ve KONUŞMA Türkiye’de Resmi Dil –vatandaş çoğunluğunun ana dili olan- Türkçe’dir. Devlet okullarındaki, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı özel okullardaki eğitim dili ile resmi daireler ve mahkemelerde geçerli olan dil, Türkçe’dir. Bunun yanında, tüm vatandaşlar çocuklarına kendi anadillerini öğretmek konusunda özgürdürler. Her vatandaş anadilini Türkiye’nin her yerinde özgürce kullanabilir, özel yazışmalarını kendi anadilinde yapabilir. Resmi devlet kurumlarında ve mahkemelerde ise, konuşma ve yazma dili Resmi Dil olan Türkçe’dir. Devlet bu resmi ortamlarda -gerçekten- Türkçe bilmeyen vatandaşlara tercüman desteği sağlar. GEREKÇE: Tek Resmi Dil milli işbirliği, kaynaşma ve fırsat eşitliği için gerekir. Anadiller özel kurslarda, özel okullarda ve seçilmiş yerel yönetimlerin destekleriyle öğretilebilir. Devlet okullarında ise ; Türkiye’nin herhangi bir bölgesinde ilk okula başlayan öğrenci velilerinin %50’si bir Anadil’in belli bir Lehçesinde “Anadilde Eğitim” isterlerse, o zaman devlet o öğrenciler için “Seçimlik Anadilde Eğitim” dersleri açabilir. Anadilde Eğitim konusu gerçekçi ve sorumlu bir şekilde değerlendirilmeli : Türkçe eğitim programlarının bile yıllardır oturtulamadığı ve öğretmen eksiklerinin henüz giderilemediği Türkiye’de anadilde eğitim derslerinin, ana dili unutturmayacak ve ilerletmeye yardımcı olacak şekilde, güncel konularda okuma, konuşma ve yazma kurgusu ile verilmesi gerekir. Türkiye’deki her ana dilde -aynı standartlarda- Sosyal, Kültürel ve Teknik dersler geliştirmek ve eğitmen yetiştirmek gerekmez, mümkün de değildir.

3 ) TÜRKİYE’nin YÖNETİM SİSTEMİ Yeni anayasada, hem merkezi ve hem de yerel yönetim sistemlerimizi daha verimli kılacak çağdaş yönetim reformları yapılmalı. Ama ; “Milli Bütünlük” güvencesi olan “Tekil Devlet Sistemi”miz korunmalı. GEREKÇE : Bu süreçte, merkezi yönetimin sırtındaki gereksiz yükler kaldırılırken, yerel yönetimler de güçlendirilmeli. Ama, yönetim sistemimizi irdelerken gerçekçi olmalı ve kendimizi kandırmamalıyız : “Bölgesel Özerklik” bizi çok geçmeden Federasyon’a sürükler. Federasyon sistemi de -bölgemizin gerçekleri nedeniyle kaçınılmaz bir şekilde- Türkiye’nin bölünmesine yol açar. Temelde “Mikro Milliyetçilik” taleplerinin bir ülkeyi nasıl parçaladığını anlayabilmek için, kısa zaman önce eski Yugoslavya’da yaşananları hatırlamak yeterli olacaktır. Şimdi bir saptama yapalım ; Türkiye’de merkezi bir yönetim sistemi olduğu gibi, tüm illerde ve ilçelerde seçilmiş temsilcilerden oluşan yerel yönetimler de var. Yerel belediye yönetimleri olduğu gibi, yerel belediye meclisleri de var. Ayrıca, Türkiye’de 26 adet “Bölgesel Kalkınma Ajansı” da var. Kısacası, şimdiki sistem demokrasiyi vatanımızın her köşesine ulaştırabilecek ve yerel ihtiyaçları karşılayabilecek çağdaş bir sistemdir. Yeter ki, bu sistem uygulamada iyi çalıştırılsın, şimdi yaşanmakta olan sorunlar çözülsün ve “Merkezi-Yerel Yönetim Dengesi” iyileştirilsin. Dolayısıyla, bizce yapılması gereken, tamamen yeni bir sistem kurmak değil, şimdiki çağdaş yönetim sistemini daha iyi çalışır hale getirecek iyileştirmeler yapmaktır.

4 ) CUMHURBAŞKANI’nın GÖREV SÜRESİ ve SEÇİM ESASLARI ile CUMHURBAŞKANI’nın GÖREV ve YETKİLERİ Cumhurbaşkanları 5 yıllık dönemler için seçilirler. Bir kişi en fazla iki dönem cumhurbaşkanlığı yapabilir. Cumhurbaşkanlığı seçimleri beş yılda bir, yerel seçimlerle beraber yapılır. Devletin en üst yöneticisi olan Cumhurbaşkanının en temel görevi, devleti yurt içinde ve yurt dışında saygın bir şekilde temsil etmektir. GEREKÇE: Yeni anayasada -yurt dışındaki örneklerden de yararlanarak- cumhurbaşkanının -temsili- konumu güçlendirilmeli ( yurt içinde tarafsız, birleştirici sosyal ve kültürel projelerde, yurt dışında ise devletler arası ilişkileri geliştirecek projelerde liderlik yapmasına ağırlık verilmeli ). Cumhurbaşkanının parlamenter sistemdeki ve kamu yönetimindeki görev ve yetkileri azaltılmalı ( Örneğin, üniversitelerdeki rektör seçimlerinin sonuçları ile uyumsuz atamalar yapamamalı, seçim sonuçlarını uygulamalı ).

5 ) SEÇİMLERİN KALICI BİR DÜZEN DAHİLİNDE YAPILMASI Türkiye’deki demokratik seçimler aşağıdaki düzene göre yapılır : Yerel Seçimler: 5 Yılda bir Cumhurbaşkanlığı Seçimi: 5 Yılda bir ( Yerel seçimlerle beraber ) Milletvekili Seçimleri: 5 Yılda bir ( Yerel seçimlerden 2,5 yıl önce veya 2,5 yıl sonra ) Seçimler seçim yılın Nisan veya Ekim ayının son Pazar günü yapılır. ( Yerel ve CB seçimleri Nisan, MV seçimleri Ekim ayında veya tam tersi ) GEREKÇE: Yılda bir ( geçmişte daha fazla da yapıldı ) seçim yapılması ekonominin ve toplumun dengesini bozduğu gibi, gereksiz yere zaman, emek ve para kaybına da yol açıyor.

Yukarıda önerilen düzene geçildiğinde, söz konusu kayıplar en aza inecektir. Cumhurbaşkanlığı seçimleri ile parlamento seçimleri arasında iki buçuk yıl olması, yeni bir parlamento seçildiğinde cumhurbaşkanının, yeni bir cumhurbaşkanı seçildiğinde de parlamentonun en az iki buçuk yıllık deneyim sahibi olmalarını sağlayacak. Böylece, devletin üst yönetimi daha sarsıntısız bir şekilde yenilenebilecek. Herhangi bir nedenle Erken veya Geç Seçim gerektiğinde, seçileceklerin görev süreleri -erken/geç seçimin beş yıllık standart seçim döneminin hangi yarısında yapıldığına göre- değişir: İlk Yarısında ( ilk iki buçuk yıl içerisinde ) : Görevliler Kısa Dönem ( beş yıldan az ) için seçilmiş olurlar. Görev süreleri ilk gelen standart seçim tarihinde biter. İkinci Yarısında ( ikinci iki buçuk yıl içerisinde ): Görevliler Uzun Dönem ( beş yıldan fazla ) için seçilmiş olurlar. Görevleri ilk gelen değil, bir sonraki standart seçim tarihinde biter. Böylece, standart seçim sisteminin düzeni bozulmamış olur ( Yerel veya cumhurbaşkanlığı seçimlerinin erken veya geç yapılması yekdiğerinin seçim zamanını değiştirmez ). Kısa veya uzun dönemler de -beş yıldan farklı olmalarına karşın- seçilenler için tam bir dönem sayılırlar.

6 ) DİYANET’in YAPISI ve DEVLET OKULLARINDA DİN DERSLERİ Türk vatandaşlarının en az % X’inin inandığı Din veya Mezhep grupları ( Devletçe Tanınmış Din ve Mezhepler – “DTDM” ) Diyanet İşleri Başkanlığında ( DİB ) temsil edilirler. Devlet, DTDM’lere -inananlarının sayılarıyla orantılı olarak- maddi destek sağlar. DTDM’lerin dışında kalan -genel ahlak ve kamu düzenini bozmayan- dinleri de seçmekte özgür olan vatandaşlar ibadetlerini kendi olanakları ile yaparlar. Devlet okullarında, “Uygulamalı Din Dersi” Seçimlik, “Din Kültürü ve Ahlak Dersi” Zorunludur. GEREKÇE: Diyanet İşleri Başkanlığı ( DİB ), Türkiye’de din eğitiminin koordinasyonu için gereklidir. Çok sayıda vatandaşımızın inandığı bir din/mezhep devlet tarafından tanınıp desteklenmeyince, o vatandaşlar devletten soğuyabiliyorlar. Bunu önlemek için önerilen “ X ” yüzdesine konunun uzmanları karar verirler. Kaç vatandaşın, hangi din/mezhep üyesi olduğu bilgisine yapılacak ilk seçim sırasında vatandaşlara sorarak ulaşılabilir. Seçimlik Uygulamalı Din Dersleri -DİB’de temsil edilen DTTM’lerin yetkilileri tarafından geliştirilirler. Bu derslerin devlet okullarında verilmesi için, öğrenci velilerinin en az % 50’sinin bir Dinin belli bir Mezhebi için istek belirtmesi gerekir ( DİB bir dinin birkaç mezhebine ortak ders geliştirebilir ). Zorunlu Din Kültürü ve Ahlak Dersi çeşitli din ve mezheplere inanan vatandaşların birbirlerini anlayabilmeleri ve iyi insan olarak yetiştirilebilmeleri için gereklidir.

7 ) DEMOKRATİK VATANDAŞLIK ve MİLLİ DEĞERLER DERSLERİ Demokratik Vatandaşlık ve Milli Değerler dersi Milli Eğitim programında Zorunludur. GEREKÇE: Vatandaşların sahip oldukları demokratik hakları ve ödevleri bilmeleri, toplum hayatına uyum ve katkı sağlayabilmeleri için gereklidir. Vatandaşların kaynaşmaları ve “Milli Birlik” duygusunu paylaşarak “Millet Bilinci”ne erişmeleri için, sahip olduğumuz milli değerlerin ( tarihi, kültürel, çevresel ) ve gurur verici milli gelecek projelerinin yeni kuşaklara öğretilmesi ve onları koruma sorumluluğunun geliştirilmesi gerekir. TB<>UT projesi -Toplumsal Barış Bildirgesi-Madde-1^de açıklanan “Biz, etnik değil, ortak değerlerimiz çerçevesinde, Türkiyeciğiz” ilkesi kapsamında önerilen bu dersler, bugün -milli değerlerimizi paylaşamadığımız için- yaşadığımız toplumsal sorunları azaltacaklardır.

8 ) KADINLARIN TOPLUMDAKİ ve GENÇLERİN TBMM’deki YERLERİ Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Hükümeti, Kadınların toplumda, Gençlerin de Parlamentoda olmaları gereken konuma gelmelerine yardım ederler. GEREKÇE : Uygar bir toplumun yaşam ve çalışma hayatında kadınların erkeklerle eşit olmaları beklenir. Gençlerin de TBMM’de temsil edilmeleri gerekir. Dolayısıyla, bu aşamada, kamu ve özel kurumlarla siyasi partilerde %30’luk bir “Kadın Kotası” ile, TBMM’de de %30’luk bir “Genç Kotası” ( 30 yaşına kadar olan gençler için ) ile yola çıkılabilir.

9 ) ÇEVREYE ( Tarihi, Kültürel ve Doğal ) DUYARLILIK Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Hükümetleri, Çevreyi Korurlar. GEREKÇE : Uygar bir millette olması gereken bir bilinç.

10 ) SİYASİ PARTİLER KANUNU, MİLLET VEKİLLERİNİN DOKUNULMAZLIKLARI, SEÇİM BARAJI ve 100 ADET “TÜRKİYE MİLLETVEKİLİ” > Türkiye Cumhuriyeti’nde parlamenter sistem’in “Tam Demokratik” olması esastır. Tüm yetkililer bu temel ilkeyi sağlamakla yükümlüdürler. > Tüm vatandaşlar ( Milletvekilleri dahil ) kanun önünde eşittir. > Türkiye’nin Parlamenter Sistemi’nde Seçim Barajı yoktur. > TBMM’ye “Uzman Birikimi” sağlayan 100 adet “Türkiye Milletvekili” siyasi partilerin aldıkları oyların oranlarına göre seçilirler. GEREKÇE : Hedeflenen Tam Demokratik parlamenter sisteme ulaşabilmek için öncelikle Siyasi Partiler Kanunu güncellenmeli. Siyasi partilerdeki lider ağırlıklı seçim ve yönetim sistemleri değiştirilmeli. Örneğin, adaylar her ilde yapılacak “Ön Seçim”lere göre belirlenmeli. Millet Vekillerinin dokunulmazlıkları uzun zamandır kamu vicdanını rahatsız ediyor. Dolayısıyla ya kaldırılmalı ya da çok kısıtlanmalı. Şimdiki %10 Seçim Barajı hem anti demokratiktir hem de bağımsız seçilen milletvekillerinin seçimden sonra bir araya gelerek mecliste grup kurmaları ile havada kalmaktadır. Dolayısıyla, bu Seçim Barajı da ya kaldırılmalı ya da %5 gibi daha makul bir seviyeye çekilmeli. En az 20 Milletvekilinin bir araya gelmesini gerektiren, “Grup Kurma” şartı devam ettirilebilir. Değerli deneyim ve bilgi birikimine sahip olan uzmanların önemli bir kısmı -siyasi partilerdeki “Deneyimli Politikacılar” arasından sıyrılarak- aday olma şansını bulamıyorlar. “Türkiye Milletvekili” kotası ile söz konusu uzmanlar TBMM’ye kazandırılacak ( Böyle bir düzenleme daha önce de gündeme gelmişti ama gerçekleşmemişti ). Bu defa yapılacak Yeni Anayasa, “Türkiye Milletvekilleri”ne yer açacak şekilde kurgulanmalı.

NOT : Yeni Anayasa için geliştirdiğimiz önerilerimizi yukarıdaki 10 Maddede özetleyerek açıklamaya çalıştık. Anayasa metinlerinde olması gereken ifadelerin ( terminolojinin ) seçimi anayasa uzmanlarına bırakılmıştır. Böylece derlediğimiz önerilemizi ilgili vatandaşlarımızın ve özellikle ele alınan konuların uzmanlarının değerlendirmelerine sunuyoruz. En iyi Anayasaya tüm ilgililerin ön yargısız İletişim+Uzlaşma+İşbirliği köprüleri kurmaları ile ulaşabiliriz. Bu bilinç ile, biz de ilgililerden gelecek geri bildirimleri açık fikirle değerlendirerek önerilerimizi olgunlaştırmaya hazırız. Saygılarımızla, UYGAR TÜRKİYE GÖNÜLLÜLERİ ( 2012 - - - 2015 )

TB<>UT PROJESİ’ne KURUMSAL DESTEK ÇAĞRISI

TOPLUMSAL BARIŞ<>UYGAR TÜRKİYE ( TB<>UT ) projemizi paylaştığımız kurumların yöneticileri genelde aşağıdaki değerlendirmeleri yapıyorlar ;

> Proje çok olumlu ve yapıcı. Bizim de duygu ve düşüncelerimizi yansıtıyor.

> Ama, Türkiye'nin geldiği bu aşamada -yaşanmakta olan acı olaylara karşın- kimsenin sesi çıkmıyor. Herkes umutsuz bir karamsarlık içinde, seyrediyor …

> Bu durumda, bu proje çerçevesinde neleri, nasıl yapabiliriz ?

> TB<>UT Projesinin yapısı nasıldır ? Bu bir Dernek midir ? Platform mudur ?

> Bu Oluşumda / Harekette / Akımda kimler var ? Biz de kendilerini bilgilendirerek ( Bkz. “TB<>UT PROJESİ – ÖZET” ) Türkiye’de yaşanan acı gelişmelere karşın yılmamak gerektiğini vurguluyoruz. Onları da -vatandaşlarımızı Toplumsal Barış ve Kaynaşma ile Uygar Türkiye hedeflerimiz hakkında aydınlatarak- yurt çapında bir “Toplumsal Dönüşüm ( Bilinçlenme ve Kalkınma ) Seferberliği”ni tetiklemeye davet ediyoruz.

Not : Mahatma Gandi’ nin halk hareketinin İngiliz İmparatorluğuna karşı koyabilmesi ve 18. Yüzyılda Fin halkının gerçekleştirdiği kalkınma hamlesi, bilinçlenmiş bir halkın -barışçı yollardan- neler başarabileceğinin en güzel örneklerini oluştururlar. Bir kaç tane inançlı ve kararlı liderin Finlandiya’yı misyonerler gibi adım adım dolaşarak halkı bilinçlendirmeleri sayesinde –çok zor iklim şartlarına ve Türkiye’ ye göre çok kısıtlı olanaklara karşın- o zamanın cahil ve yoksul Fin halkı bugünün modern Finlandiya’sının temellerini atmayı başarabilmiştir ( Bkz. Beyaz Zambaklar Ülkesinde, Gregory S. Petrov ).

TB<>UT projesinin tüm vatandaşlara ulaştırılabilmesi için, yurt çapında örgütlü kamusal ve özel kurumların güçlü destekleri gerekiyor. Bu sosyal sorumluluk projemizi siyasi partilerden ve diğer gruplardan bağımsız bir şekilde geliştirdiğimiz için tüm siyasi partilerle paylaşabiliyoruz. Resmi kurumların, her kesimden STK’ların ve özel kurumların yöneticileri ile rahatça iletişim kurabiliyoruz ( Bkz. www.uygarturkiye.org sitemizdeki TV Söyleşileri ).

Ama, bizlerin kendi aramızda konuşmamız ve hem fikir olmamız yeterli değil. Asıl yapmamız gereken tüm vatandaşları bilgilendirmek ve bilinçlendirmektir. Onun için de TB<>UT projemizi yurdumuzun her köşesine ulaştırabilmeliyiz. Biz ( Uygar Türkiye Gönüllüleri ) bu projeyi kendi kısıtlı zamanımız ve olanaklarımızla getirebileceğimiz bir eşiğin önüne getirdik. Bu aşamada, artık -güçlü kamusal ve özel kurumların destekleri ile- tüm Türkiye’de etkin olacak tanıtım projelerinin hayata geçirilmesi gerekiyor… Biz her açıdan tam bağımsız olduğumuz için, projemizde hiç ayırım yapmadan tüm vatandaşların faydasına olacak yaklaşımlar ve öneriler sunabiliyoruz. Dolayısıyla, kişiler veya kurumlar ( kamusal / özel ), TB<>UT projemizi -yanlış anlaşılma ve değerlendirmelerden hiç çekinmeden- destekleyebilirler. Sonra da gururla, “Biz de Uygar Türkiye Gönüllüsü’yüz. Vatanımızda “Toplumsal Barış ve Kaynaşma”nın sağlanmasını ve “Çağdaş Uygarlık Standartları”nın yerleştirilmesini istiyoruz. Siyasi partilerden ve kamplaşmış gruplardan bağımsız olan bu Sosyal Sorumluluk projesindeki yaklaşımların ve verdiği Barışçı, Akılcı, Yapıcı ve Birleştirici mesajların tüm vatandaşlarca paylaşılmasının faydalı olacağını düşünerek destek verdik" diyebilirler.

Projemize verilen destek süreçlerinde, parasal konular bizim dışımızda, destek verenlerle ürün ve/veya servis sağlayıcılar arasında halledilir ; İsteyenler TB<>UT kitabımızı -bizden izin almadan- çoğalttırıp dağıttırabilirler. TB<>UT projemizle ilgili tanıtım ürünleri ( logolu t-shirt, şapka, defter, kalem, ajanda, vb. ) ürettirip dağıttırabilirler. Basılı ve/veya görsel medyada ilan verebilirler, program oluşturabilirler. Sosyal Medyada ( facebook, twitter, myspace, linked vb ) tanıtım yapabilirler. Geniş katılımlı toplantılar organize edip konuşmacı olarak bizlerden ( Uygar Türkiye Gönüllüleri ) birine TB<>UT projemizi tanıtacak sunum yaptırtabilirler ( bizler Türkiye’nin her tarafına gitmeye hazırız ). Hepimizin projesi ( anonim ) olması hedeflenen TB<>UT’ye açık veya kapalı destek verilebilir. İstenmezse, destekleyen kurumun ismi geçmeyebilir. Bizim haberimiz olmadan, projemizi tanıtan yaklaşımlar, etkinlikler düzenlenebilir. Tüm proje dökümanları ( bütünüyle veya seçme bölümleri ) izin almadan kullanılabilir. Internet adresimiz ( www.uygarturkiye.org ) duyurulabilir veya bu kitabın, projemizin özetinin ve/veya strateji belgesinin elektronik kopyaları ( tümü web sitemizden alınabilir ) E-Posta bankalarına gönderilebilir. Projemizi açıkça desteklemek isteyenler proje dökümanlarına kendi isimlerini yazarak çoğaltıp dağıtabilirler. Örneğin, TB<>UT kitabımızın sırtına, “Bu kitap . . . tarafından . . . adet bastırılıp dağıtılmıştır” yazdırabilirler.

NOT : TB<>UT projemizi tanıtmak ve paylaşmak için geliştirilebilecek yaklaşımların, etkinliklerin ve dökümanların tümünde orijinal proje dökümanlarına sadık kalınması ve o dökümanların kaynaklarına referans verilmesi şarttır. Bu çerçevede yapılacak çalışmaların tümünün yürürlükteki kanunlar ve yönetmeliklerle uyumlu ve sorumlu bir şekilde yapılması gerekir. Aksi takdirde, projemizi anonim kılabilmek ve tüm vatandaşlarımıza mal edebilmek için, yukarıda verdiğimiz izinler geçerliliğini yitirir.

Saygılarımızla, UYGAR TÜRKİYE GÖNÜLLÜLERİ ( 12-12-12 )

LOGOLARIN TANITIMI

UT ve UTG Logolarındaki -Türk Bayrağı’ndan alınmış- 5 AYAKLI YILDIZ ;

1 ) 21. Yüzyıl’ın parlayan yıldızı olan UYGAR TÜRKİYE’yi temsil eder.

2 ) İki ayağını ve kollarını açarak tüm vatandaşları kucaklayan, Irk, Din, Dil, Yaş, Cinsiyet, Medeni Durum, Toplumsal Konum, Yaşam Tarzı vb. ayrımı yapmayan “UYGAR TÜRKİYE GÖNÜLLÜLERİ”ni simgeler.

3 ) “Sürdürülebilir Birliktelik” için -hep beraber sahip çıkmamız gereken- “Temel Değerler”imizi içeren “Milli İlke”mizi ( 5 TEMEL İLKESİ ) temsil eder ; ORTAK Vatan, Millet, Üniter Devlet, Bayrak ve Resmi Dil

4 ) Yıldızın 10 köşesi ise, "Milli Hedefimiz" olan "UYGAR TÜRKİYE" için çalışma yapılacak "10 ANA KONU"yu temsil eder ; EĞİTSEL, Demokratik, Diplomatik, Ekonomik, Teknolojik, Hukuksal, Sosyal, Kültürel, Yönetsel, Yapısal ( alt-üst yapı ) >>> UYGAR TÜRKİYE'yi hedefleyen "Sürdürülebilir Kalkınma Seferberliği" için Yol Haritası

5 ) Bu 10 köşe aynı zamanda “TOPLUMSAL BARIŞ BİLDİRGESİ”nin

10 Maddesini de simgeler ( Bkz. Arka kapak ). Logolardaki YEŞİL renk, UYGAR TÜRKİYE’nin “ÇEVRECİ BİR ÜLKE” olduğunu vurgular. Mavi renk ise BARIŞ’ı simgeler.

SUNUŞ

----- SUNUŞ -----

Bu baskıya özel not : Yakında çok sayıda basılacak olan kitabımızın bu taslağı hakkındaki önerilerinizi www.uygarturkiye.org sitemize gönderebilirsiniz. ÖN SÖZLER Bölümüne de toplumun her kesiminden “Kanaat Önderleri”nin birkaç cümlelik/paragraflık veya en fazla bir A5-sayfalık katkılarını bekliyoruz.

DEĞERLİ VATANDAŞLARIMIZ,

Güneydoğu Anadolu’da başlayan “Milli Sorun ( hepimizin sorunu )” ve terör nedeniyle çok büyük can, mal ve zaman kayıpları yaşadık ( on binlerce can, yüzlerce milyar dolar ve 40 yıl … ). Sonuçta, Türk Milleti olarak dünyada erişebileceğimiz seviyeye erişemedik. Böyle yaşamaktan da bıktık !... İşin kötüsü, bizleri huzursuz eden ve millet olarak ilerlememizi yavaşlatan ayağımızdaki bu pranga, halen olduğu yerde durduğu gibi, bizi tökezletip düşürmek ve düştüğümüzde de tamiri olanaksız kayıplara yol açmak gibi -kabul edilemez- riskler de taşıyor. Bizler ( Sosyal Sorumluluk sahibi vatandaşlar : Akademisyenler, bürokratlar, iş adamları, siyasiler, STK Üyeleri, öğrenciler … Uygar Türkiye Gönüllüleri-UTG ) bu riskleri değerlendirdik ve şu kararlara vardık ;

1 ) Biz Berabersek Güçlüyüz, Kaynaşmışsak Huzurluyuz.

2 ) Barışı sağlamak sadece devletin, hükümetin, partilerin, STK’ların değil, hepimizin görevidir.

( Bkz. “TB <> UT Bildirgesi / Madde – 9” )

Dolayısıyla, her konuya Gerçekçi, Yapıcı ve Birleştirici bir şekilde yaklaşarak ( siyasi partilerden, etnik, dini, yöresel vb. gruplardan bağımsız olarak )

“TOPLUMSAL BARIŞ < > UYGAR TÜRKİYE ( TB<>UT )” projemizi geliştirdik.

TB<>UT projemiz “Sürdürülebilir” bir “Milli Bilinçlenme ve Çağdaş Kalkınma Seferberliği" öneriyor. Kısa vadeli “Toplumsal Barış” hedefinin yanında, uzun vadede -“Milli Hedef” olarak önerdiğimiz- “UYGAR TÜRKİYE” hedefine yaklaşabilmemizi sağlayacak 10 Kanallı bir de “Yol Haritası” içeriyor. Türkiye’de bugün ve yarın barış, güvenlik ve esenlik içinde yaşayabilmemiz için yaşamsal önem taşıyan TB<>UT projemiz “Yaşayan” bir projedir. Temel ilkeleri ve önerileri her dönem için geçerlidir, gerektikçe güncellenir. Dönemsel sıkıntılar ( sosyal, ekonomik, politik, vb. krizler, şu seçim, bu referandum dönemi ve hatta o veya bu afet, salgın dönemi, vb. ) ne olursa olsun geçerliliğini ve önemini her zaman korur. Hem söz konusu sıkıntıların önlenmesi ve zararlarının en aza indirilmesi için, hem de ülkemizin uygarlık seviyesini yükseltmek için çok yönlü, akılcı ve gerçekçi yaklaşımlar içerir. Dolayısıyla, bu projeyi -dönemsel engellerden yılmadan, bıkmadan, usanmadan- sürekli geliştirerek uygulamalıyız. Bilgilerinize sunar, TB<>UT yolunda sizleri de aramızda görmek isteriz.

Saygılarımızla, UYGAR TÜRKİYE GÖNÜLLÜLERİ ( 5-10-15 )